Sosyal Medya Tuzağına Düşen Annenin Feryadı
Sokakta kime sorsan “Aman başım belaya girmesin” der ama tehlike bazen en beklenmedik yerden, cebimizdeki telefondan geliyor. Antalya’da yaşayan 4 çocuk annesi Leyla Deniz’in başına gelenler tam da bu türden bir kabus. Sosyal medyada yeni tanıştığı birine “ne olacak ki, sadece bir numara” diyerek IBAN bilgisini veren talihsiz kadının hayatı, o andan itibaren geri dönülemez bir yola girdi. Dolandırıcıların “kötü bir şey olmaz, sadece işimizi halledeceğiz” vaadine kanan Deniz, şimdi demir parmaklıklar ardında adalet arıyor. Kimsenin başına gelmez demeyin; bir anlık güven, bir ömürlük pişmanlığa dönüşebiliyor.
600 Bin Liralık Dev Vurgun ve Hapis Cezası
Olay sadece bir numara paylaşmakla sınırlı kalmadı. Profesyonel dolandırıcılar, kadının banka hesabını adeta bir kara para trafiği merkezine dönüştürdü. Farklı mağdurlardan toplanan tam 600 bin lira, Leyla Deniz’in hesabı üzerinden saniyeler içinde başka yerlere aktarıldı. Para trafiği kesilip, dolandırıcılar sahte hesaplarını silerek sırra kadem basınca, polis ve savcılığın kapısını çaldığı ilk isim doğal olarak hesap sahibi oldu. Mahkeme heyeti “IBAN senin, sorumluluk da senin” diyerek kadına 4 yıl 2 ay hapis cezası verdi. Üstelik bu sadece buzdağının görünen kısmı; arkadan gelen onlarca yeni dosya ve tazminat davası da cabası.
“Ailenize Bile Güvenip Kartınızı Vermeyin”
Cezaevinden izinli çıktığı sırada sokaktaki insana seslenen Deniz, yaşadığı büyük pişmanlığı “Ben yandım, kimse yanmasın” diyerek haykırdı. Vatandaşın en büyük hatası, dijital güvenliği sadece şifre korumak sanması. Oysa IBAN numarası, hukuk karşısında sizin ıslak imzanız kadar değerli ve bağlayıcı. Leyla Deniz’in uyarısı oldukça sert ve net: “Kimin ne yapacağı belli değil. Ailenize bile IBAN vermeyin, hesap kartınızı kimseyle paylaşmayın.” Çünkü adalet sistemi, paranın en son kimin cebine girdiğinden ziyade, o paranın hangi kapıdan geçerek aklandığına odaklanıyor.
Hukuki Sorumluluktan Kaçış Yok
Bu tür olaylarda insanların en çok yanıldığı nokta, parayı kendisinin harcamadığını ispatlayabileceğini sanmasıdır. Ancak Türk Ceza Kanunu’na göre, hesap sahibinin rızası ile kullanılan hesaplarda meydana gelen yasa dışı işlemlerden, hesabı kullandıran kişi doğrudan sorumlu tutulabiliyor. Yani “arkadaşım rica etti, iyilik olsun diye verdim” ya da “yardımcı olmak istemiştim” gibi bahaneler hakim karşısında sizi kurtarmaya yetmiyor. Özellikle sosyal medya üzerinden kurulan sahte dostlukların sonu, çoğu zaman icra dosyaları, ağır para cezaları ve hapis kararlarıyla bitiyor. Cebinizdeki banka kartını ve telefonunuzdaki mobil uygulamayı birer silah gibi düşünün; yanlış ellere teslim edildiğinde doğrudan sizi vuruyor. Bugün 4 çocuk annesi bir kadının hayatı sönerken, bu hikaye hepimize ders olmalı: Dijital dünyada babana bile güvenmeyeceksin!






