Bir huzurevinde güvenle yaşlanması beklenen yaşlı bir kadının, bilgisizlik ve ihmaller zinciri sonucu ölüme sürüklenmesi, modern toplumun en büyük yaralarından birini tekrar kanattı. Mevhibe Uraz’ın vücudundaki basit bir kızarıklığa sürülen merhemle başlayan trajedi, adliye koridorlarında 21 bin 200 liralık bir ‘bedele’ ve 6 takside bölünen bir cezaya dönüştü. İnsan hayatının bu denli ucuzlatıldığı bir sistemde, huzurevleri gerçekten güvenli limanlar mı yoksa denetimsizliğin kucağındaki birer tuzak mı?
Huzurevinde Yanlış Müdahale Can Aldı
Olayın fitili, 2018 yılında bir huzurevinde uzman olmayan personelin tıbbi müdahalede bulunmasıyla ateşlendi. Mevhibe Uraz’a tıbbi yetkinlikleri bulunmayan çalışanlar tarafından sürülen merhem, yaşlı kadının vücudunda ağır reaksiyonlara yol açtı. Durumun ciddiyetini fark eden yakınları tarafından apar topar hastaneye kaldırılan Uraz, ne yazık ki 21 Eylül 2018’de hayata gözlerini yumdu. Bu ölüm, sadece biyolojik bir son değil, liyakatsizliğin ve sorumsuzluğun açık bir cinayetiydi. Olayın ardından başlatılan geniş çaplı soruşturma, kurumdaki disiplin boşluğunu ve denetim yetersizliğini tüm çıplaklığıyla belgeledi.
Mahkemeden Skandal İhmale Hapis Cezası
Mevhibe Uraz’ın kızı Zehra Yılmazer’in başlattığı hukuk savaşı sonucunda, huzurevi çalışanları Nesrin Ö. ve Tuğçe A. hakim karşısına çıktı. Yargılama sürecinde Tuğçe A. ‘asli’, Nesrin Ö. ise ‘tali’ kusurlu bulundu. ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan yargılanan sanıklara, uygulanan indirimlerle birlikte 2 yıl 6 ay ile 3 yıl 4 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. İstinaf mahkemesinin bu kararları onamasıyla ihmal tescillenmiş oldu; ancak adaletin kantarı henüz tam olarak dengelenmemişti. Aile avukatları, olayda en büyük sorumluluğun kurumun tıbbi kontrolünü sağlaması gereken doktorda olduğunu savunarak süreci yeni bir boyuta taşıdı.
Doktorun Cezası Vicdanları Yaraladı: 6 Taksitli Adalet
İtirazlar üzerine huzurevi doktoru Naciye S. hakkında İzmir 58’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeni bir dava açıldı. Mahkeme heyeti, doktorun görevini ihmal ederek Mevhibe Uraz’ın ölümüne sebebiyet verdiği sonucuna vardı. Sanığa ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıl 11 ay hapis cezası verildi. Ancak asıl tartışma yaratan ve vicdanları yaralayan hamle bundan sonra geldi; mahkeme bu cezayı 1060 gün karşılığında 21 bin 200 lira adli para cezasına çevirdi. Üstelik sanığın ekonomik durumu bahane edilerek bu komik bedelin 6 eşit taksitle ödenmesine hükmedildi. Bir annenin, bir canın hayatının bedeli adeta bir alışveriş taksidine sığdırıldı.
Yaşlı Bakım Merkezlerinde Güvenlik Sorgulanıyor
Bu vaka, Türkiye’deki yaşlı bakım merkezlerinin ve huzurevlerinin ne kadar sıkı denetlenmesi gerektiğini bir kez daha acı bir şekilde gösterdi. Uzmanlar, tıbbi personelin yetkinliğinin ve kurum içi protokollerin sıkı takibinin hayati önem taşıdığını hatırlatıyor. Aileler, yakınlarını emanet ettikleri bu merkezlerin sadece lüks binalarına değil, personelin liyakatine ve hukuki sorumluluk bilincine de bakmak zorunda. Aksi takdirde, ihmal edilen her can, birkaç taksite bölünen cezalarla unutulup gitmeye mahkum edilecek. Adalet sistemi caydırıcı olmadığı sürece, huzurevlerindeki bu sessiz çığlıklar dinmeyecektir.






