Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde bulunan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bugün tıp camiasını derin bir yasa boğan, cevaplanması gereken soruları da beraberinde getiren trajik bir olayla sarsıldı. Gece nöbetinin ardından evine dönmesi beklenen, ancak kendisinden haber alınamayan anestezi teknikeri Hüseyin Buhan, görev yaptığı hastanenin otoparkında, kendi aracının içerisinde hareketsiz bir halde bulundu. Mesleki hayatını insanların acılarını dindirmeye ve onları hayatta tutmaya adayan bir sağlık çalışanının, şifa dağıttığı kurumun bahçesinde son nefesini vermesi, tüm Türkiye’de derin bir üzüntüyle karşılandı.
Mesai Arkadaşlarının Acı Keşfi ve Olay Yerindeki Dram
Saatler 11.30’u gösterdiğinde, Buhan’ın telefonlarına cevap vermemesi üzerine endişelenen mesai arkadaşları, otopark alanına yöneldi. Karşılaştıkları manzara, bir hayat kurtarıcının kendi mücadelesini kaybettiğinin en somut ve acı nişanesiydi. Olay yerine süratle intikal eden emniyet ve sağlık ekiplerinin yaptığı ilk kontrollerde, genç teknikerin yaşamını yitirdiği kesinleşti. Acı haberi alır almaz olay yerine koşan Buhan’ın eşinin feryatları ise hastane bahçesinin beton duvarlarında yankılandı. “Ne oldu, öldü mü? Söylesenize!” çığlıkları eşliğinde yere yığılan acılı kadını, polis memurları ve meslektaşları güçlükle sakinleştirmeye çalıştı. Bu dramatik anlar, sağlık çalışanlarının omuzlarındaki ağır yükün ve geride bıraktıkları sevdiklerinin yaşadığı telafisi imkansız boşluğun bir sembolü haline geldi.
Propofol İzi ve Sağlık Çalışanlarının Görünmez Yükü
Olay yerinde gerçekleştirilen titiz kriminal incelemelerde, araç içerisinde anestezi uygulamalarında kullanılan ve oldukça güçlü bir sedatif olan ‘propofol’ maddesine rastlanması, soruşturmanın seyrini bu kritik noktaya odakladı. Uzmanlar, özellikle anestezi birimlerinde görev yapan personelin, yoğun iş temposu, kronik uykusuzluk ve yüksek stres altında çalışmalarının yanı sıra, bu tür kritik ilaçlara erişim imkanlarının bulunmasının yarattığı risklere dikkat çekiyor. Toplumsal perspektiften bakıldığında, sağlık çalışanlarının yaşadığı ruhsal ve fiziksel tükenmişlik sendromu, sadece bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda sistemik bir sorunun dışavurumu olarak da okunabilir. Hüseyin Buhan’ın kesin ölüm nedeni, Antalya Adli Tıp Kurumu’nda yapılacak detaylı otopsi raporuyla netlik kazanacak. Ancak bu vaka, sağlık dünyasındaki profesyonel deformasyonun ve koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin önemini bir kez daha en sert şekilde gündeme taşımış oldu. Olayla ilgili geniş çaplı tahkikat sürerken, tıp camiası kıymetli bir ferdini daha sessizce uğurlamanın derin hüznünü yaşıyor.






