MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

Gülistan Doku Davasında Valiyi Yakan İroni: O Konuşma

Güvenlik İllüzyonu ve Kaybolan Bir Hayat

Tunceli’de 2020 yılından bu yana süregelen Gülistan Doku bilmecesi, bugün gelinen noktada devletin en üst kademelerine uzanan bir hesaplaşmaya dönüştü. Dönemin Valisi Tuncay Sonel’in tutuklanmasıyla sarsılan kamuoyu, şimdi arşivlerdeki o acı tesadüfü ve bürokratik körlüğü konuşuyor. İşte ‘neden kaybediyoruz?’ sorusunun istatistiksel ve idari cevabı tam da burada, o arşivlerde saklı duruyor. Bir şehri kağıt üzerinde ‘huzur adası’ olarak pazarlarken, gencecik bir kadının şehrin ortasında sırra kadem basmasını açıklayamayan bir sistemle karşı karşıyayız.

Arşivden Çıkan Çarpıcı Detaylar

Gülistan Doku kaybolmadan sadece 19 gün önce düzenlenen ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele’ toplantısı, bugün bir suç mahalli titizliğiyle yeniden inceleniyor. Vali Sonel’in o gün kürsüden kurduğu ‘Tunceli’de kadınlarımız gece geç saatlere kadar rahatça gezebiliyor’ cümlesi, bugün bir temenni olmaktan çıkıp, yaklaşan felaketi göremeyen bir sistemin itirafına dönüşmüş durumda. Bir şehrin mülki amirinin, en güvenli dediği günlerde bir kadının yok olması, sadece bir asayiş olayı değil; veri setlerindeki güvenlik algısının sahadaki gerçekle nasıl taban tabana zıt olduğunu kanıtlıyor. Rakamlar ‘suç azaldı’ derken, hayatlar eksilmeye devam ediyordu.

Bürokrasideki Çatlaklar: İŞKUR ve Hastane Bağlantısı

Soruşturma sadece Vali ile sınırlı değil. Eski Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir ve açığa alınan İŞKUR İl Müdürü Özdemir Aktaş’ın da dosyadaki varlığı, meselenin bir ‘kişisel hata’ olmaktan çıkıp kurumsal bir ağa işaret ettiğini gösteriyor. Analitik bir bakış açısıyla; bir kayıp vakasında sağlık verileri ile istihdam kayıtlarının kesiştiği noktada şüphelerin yoğunlaşması, soruşturmanın neden yıllardır bir arpa boyu yol alamadığını da açıklıyor. Neden bu isimler o toplantıda yan yanaydı ve neden hepsi şimdi aynı dosyanın sanığı? Dosyadaki her tutuklama, o dönem ‘her şey kontrol altında’ diyen resmi raporların altındaki imzaları birer birer geçersiz kılıyor.

Şeffaflık Eksikliği ve Vatandaşa Etkisi

İşte tam olarak bu yüzden kaybediyoruz: İstatistiklerin kağıt üzerinde mükemmel göründüğü ancak sokaktaki vatandaşın kendini güvende hissetmediği her an, yeni bir trajediye zemin hazırlıyor. 2026 yılına geldiğimizde hala bir genç kızın akıbetini, o dönemki en yetkili isimlerin kelepçeli görüntüleri üzerinden tartışıyorsak, burada adalet mekanizmasının hızında değil, ‘doğru bilgi’ paylaşımındaki kronik dirençte bir sorun var demektir. Valinin konuşmasında vadettiği ‘yol haritası’, maalesef Gülistan’ı bulmaya değil, soruşturmanın yıllarca çıkmaza girmesine hizmet etmiş görünüyor. Toplumun kurumlara olan güven endeksi, bu tür karanlık noktalar aydınlatılmadığı sürece dip yapmaya devam edecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir