Adım Adım Planlanan Bir İnfazın Anatomisi
Ankara’da geçtiğimiz yıl işlenen ve toplumun vicdanını derinden yaralayan Gülhan Taş cinayetinde hazırlanan iddianame, sadece bir şiddet olayını değil, bir kadının hayatta kalma mücadelesinin nasıl sistem boşluklarına takıldığını da gözler önüne seriyor. Katil zanlısı Mehmet Say’ın eylemleri, basit bir ‘öfke patlaması’ olarak geçiştirilemeyecek kadar soğukkanlı ve planlı bir sürecin sonucu. Hazırlanan iddianamede yer alan 21 bıçak darbesi ve olay yerinde kullanılan iki ayrı kesici alet, saldırganın cinayeti ne denli kararlılıkla işlediğini kanıtlıyor.
Hukuki Boşluklar ve Manipülasyon Yöntemleri
Gülhan Taş’ın hayattayken verdiği röportajlar, saldırganın sadece fiziksel değil, psikolojik ve ekonomik bir kuşatma uyguladığını ortaya koymuştu. Mehmet Say’ın, uzaklaştırma kararlarını delmek için geliştirdiği yöntemler dikkat çekici. Dijital platformlardan engellendiğinde, banka transferlerinin ‘açıklama’ kısımlarını birer mesajlaşma alanına çevirmesi, tacizin boyutlarını gösteriyor. Daha da vahimi, saldırganın aldığı hediyeler üzerinden başlattığı icra takipleri; hukuku, mağdur üzerindeki baskıyı artırmak için bir silah olarak kullanmasıdır. Bu durum, ‘ısrarlı takip’ suçunun sadece fiziksel değil, kurumsal araçlarla da yürütülebileceğini ispatlıyor.
Aynı Sitede Yaşayan Tehlike
Cinayet dosyasındaki en sarsıcı detaylardan biri de güvenlik zafiyeti. Hakkında defalarca uzaklaştırma kararı alınan bir şahsın, kurbanıyla aynı siteye taşınabilmesi ve kapısının önünden geçerek psikolojik baskı kurmaya devam etmesi, koruma mekanizmalarının işleyişindeki aksaklıkları sorgulatıyor. İddianameye göre, olay sabahı maktulün aracının camını kırarak pusu kuran Say, ilk bıçağı araç içine düşürdüğünde dahi durmamış, cebindeki ikinci ve daha büyük kesici aletle saldırısına devam etmiştir. Bu, eylemin ‘tasarlayarak’ ve ‘canavarca hisle’ işlendiğinin en somut göstergesi olarak kayıtlara geçti.
Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, topladığı deliller ışığında Mehmet Say hakkında ‘kadına karşı tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. Ayrıca mala zarar verme suçundan da ek cezalar isteniyor. Gülhan Taş’ın ölmeden önce yaptığı ‘Beni sürekli takip ediyor, korkuyorum’ feryadı, bugün dava dosyasının en ağır yükü haline gelmiş durumda. Bu dava, sadece bir cinayetin cezalandırılması değil, benzer durumdaki kadınların korunması adına emsal bir nitelik taşıyor.






