MENÜ
20 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,4792 ▼ %0,02
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,50 ▼ %1,30

Gençleri Bekleyen Büyük Tehlike: Sosyal Medya Tuzağı!

Dijital Bağımlılık Gençliğin Geleceğini mi Çalıyor?

Eğitim dünyasının içinde, her gün binlerce gencin gözlerindeki o parıltıyı ama aynı zamanda o parıltıyı gölgeleyen ekran yorgunluğunu gören birisi olarak söylüyorum: Durum ciddi. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nde düzenlenen İhtisas Akademi programında konuşan TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Hüseyin Yayman’ın sözleri, aslında her anne ve babanın mutfağında, oturma odasında sessizce konuştuğu o büyük kaygıyı yüksek sesle dile getirdi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen acı haberlerle sarsıldığımız şu günlerde, sadece binaların değil, ruhların da güvenliğine ihtiyacımız olduğu bir kez daha anlaşıldı. Eğitimci kimliğimle şunu söyleyebilirim ki; huzurlu bir eğitim atmosferi sağlamadan akademik başarı beklemek hayalden öteye geçemez.

Günde 7 Saat Ekran Başında Geçen Ömürler

İstatistikler can yakıcı. Yayman’ın paylaştığı verilere göre, Türkiye’de bir genç gününün tam 7 saatini çevrim içi geçiriyor. Bunun 4 saati ise doğrudan sosyal medya mecralarında harcanıyor. Peki, ne uğruna? Bir beğeni, bir etkileşim, bir ‘paylaşıldım’ hissi için. Bu bir sevda değil, bu bir tuzak. İş dünyasında artık odaklanma becerisi en kıymetli hazine haline gelmişken, biz evlatlarımızın en verimli saatlerini bu dipsiz kuyuda kaybetmelerine seyirci kalamayız. Instagram, X ve diğer mecralar arasında mekik dokurken geçen o vakitler, aslında gençlerin gelecekteki kariyerlerinden, hobilerinden ve gerçek sosyal ilişkilerinden çalınan zamanlardır. Ailelerin ‘çocuğum odasında ders çalışıyor’ dediği anlarda, o ekranların arkasındaki tehlikeleri fark etmemiz gerekiyor.

Küresel Platformlar ve Denetim İhtiyacı

Ulusötesi dijital şirketlerin algoritmaları, sadece içerik sunmuyor; bir yaşam biçimi, hatta bazen bir kaos dayatıyor. Yayman’ın da belirttiği gibi, nefret suçlarından madde bağımlılığına, siber zorbalıktan kültürel yozlaşmaya kadar pek çok tehdit bu platformlar üzerinden evlerimize sızıyor. Burada mesele sadece yasak koymak değil, kamu düzenini ve evlatlarımızı koruma refleksidir. Eğer bir çocuk, bir kadın veya bir genç bu platformlarda istismar ediliyorsa, orada devletin ve toplumun ‘dur’ demesi bir zorunluluktur. Özgürlük, bir başkasının hakkının gasp edildiği veya bir neslin köreltildiği yerde bitmek zorundadır. Dijital okuryazarlığı bir ders olarak değil, bir yaşam becerisi olarak çocuklarımıza aşılamalıyız.

2053 Vizyonu: Diplomasi ve Donanım

Türkiye artık sadece bölgesel bir güç değil, dünya siyasetinde oyun kurucu bir aktör. Rusya-Ukrayna krizinden Gazze’deki insanlık dramına kadar her noktada adaleti savunan bir duruş sergileniyor. Ancak bu iradenin devamlılığı, bugünün gençlerinin kendilerini nasıl hazırladığına bağlı. Bizim kuşağımız için uzak görünen pek çok hedef, bugünün gençleri için artık avuçlarının içinde. Eğitim atmosferini Türkiye Yüzyılı’na uygun hale getirmek, öğretmenin öğretmen, velinin veli olduğu o kadim dengeyi yeniden kurmak zorundayız. Gençlerimizin sadece dijital mecraları tüketen değil, o mecralarda içerik ve teknoloji üreten donanımlı bireyler olarak yetişmesi, iş dünyasındaki krizleri aşmamızın tek anahtarıdır. Hayallerinin peşinden koşan, dijital dünyanın esiri değil efendisi olan bir nesil için hepimize büyük görevler düşüyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir