Diplomasinin Lüks Salonlarından Gazze’nin Molozlarına
Dünya, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) bir kez daha şık takım elbiseler ve diplomatik nezaket kuralları içinde bir araya geldi. Ancak bu kez kürsüdeki ses, konfor alanlarımızı sarsacak kadar sert ve gerçekti. Emine Erdoğan, ‘Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak’ oturumunda, modern dünyanın görmezden gelmeyi tercih ettiği bir vahşeti; ‘eğitim kırımını’ (educide) masaya yatırdı. Bizler burada ekran başından gelişmeleri izlerken, Gazze’de bir halkın sadece bugünü değil, yarını olan kütüphaneleri, üniversiteleri ve hafızası kasten siliniyor. Bu, tesadüfi bir savaş hasarı değil; bir halkın geçmişini ve geleceğini kökten kurutma girişimidir.
Çocukların Yeni Oyunu: Saklambaç Değil Cenaze
Haber bültenlerinde bir sayıdan ibaret kalan çocukların dünyasındaki o korkunç değişimi görmek zorundayız. Emine Erdoğan’ın konuşmasında altını çizdiği o sahne, insanlığın bittiği yerdir: 3-5 yaşındaki çocuklar artık saklambaç oynamıyor, oyuncak bebeklerini şehit gibi taşıdıkları bir ‘cenaze oyunu’ kuruyorlar. Oyuncakların bile öldüğü bir coğrafyada, eğitimin bir lüks değil, en temel direniş biçimi olduğunu anlamak zorundayız. Gazze’de okul ve üniversite binalarının yüzde 90’ının yıkılmış olması, İsrail’in Filistin coğrafyasında o halka dair hiçbir entelektüel ayak izi bırakmama stratejisinin bir parçasıdır. Kütüphanelerin, arşivlerin ve yüzyıllık el yazmalarının bombalanması, bir toplumu hafızasız bırakarak köleleştirme arzusunun en somut kanıtıdır.
Şiddetin Küresel Sarmalı ve Türkiye’nin Sorumluluğu
Sadece uzaklarda değil, kendi içimizde de şiddetin yükselen ateşiyle yüzleşiyoruz. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı saldırılar, şiddetin artık hayatımızın her hücresine sızdığını gösteriyor. Dijital dünyanın ve kültür endüstrisinin kontrolsüzce pompaladığı bu şiddet sarmalı, gençlerimizi yarınsız bırakıyor. Emine Erdoğan, bu noktada kritik bir uyarıda bulunuyor: Çocukları bu sarmala terk edemeyiz. Türkiye olarak 110 bin tondan fazla insani yardımı bölgeye ulaştırmış olsak da mesele sadece karın doyurmak değildir. Mesele, molozların arasından o kalemi yeniden ayağa kaldırmaktır. Bugün 21 ülkenin daha Filistin’i tanıması bir umut ışığıdır ancak 637 bin çocuğun eğitimden mahrum kaldığı bir dünyada, hiçbirimiz güvende değiliz.
Geleceği İnşa Etmek: Bir Vicdan Borcu
Filistin halkı, mülteci kamplarına sığındıkları ilk andan itibaren okul kurmuş bir millettir. Onlar için defter ve kalem, silahtan daha büyük bir direniş sembolüdür. Şimdi görev, uluslararası toplumun bu yıkılan altyapıyı sadece binalarla değil, ruhla yeniden ayağa kaldırmasındadır. Uzaktan eğitimden radyo yayınlarına kadar her türlü alternatif kanalın zorlanması, bir neslin tamamen kaybolmasını engellemek zorundayız. Şunu iyi bilmeliyiz ki; Gazze’de ölen sadece çocuklar değil, bizim medeniyet dediğimiz o kof yapının ta kendisidir. Eğer bugün bu sessizlik bozulmazsa, yarın kendi çocuklarımıza anlatacak onurlu bir tarihimiz kalmayacak.






