MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

Eyüpsultan’da Dehşet: Şirin’i Isıran Sadece Köpekler Miydi?

Okul Dönüşü Gelen Kabus: 6 Yaşındaki Şirin’in Çığlığı

Eyüpsultan’ın sokakları, 6 yaşındaki Şirin Alsuleiman için okul dönüşü kabusa döndü. Okul servisi kapılarına kadar getirdi belki, ama o kapıdan birkaç adım sonra, bekleyen tehlike tüm masumiyetini parçaladı. Sahipleri belirsiz, kontrolsüz bir sürü köpek, minik Şirin’i hedef aldı. Yaşadığı şok ve fiziksel acıyla hastaneye kaldırılan küçük kızın bu dehşet anları, sadece bir ailenin değil, tüm toplumun yüreğini ağzına getiren, kangrenleşmiş bir sorunun yalnızca son halkası.

Sokaklarda Artan Endişe: Baba’nın Feryadı

Hastanede geçen endişe dolu saatlerin ardından taburcu olan Şirin’in yaşadığı travma, babası Musab Alsuleiman’ın yüreğindeki korkuyu ve çaresizliği bir kez daha gün yüzüne çıkardı. ‘Burası köpek dolu, ne zaman gelsem varlar’ sözleri, aslında sadece kendi sokağının değil, ülke genelinde pek çok yerleşim yerinin kanayan yarasını özetliyor. Baba Alsuleiman’ın talebi net: ‘Köpeklerin toplatılıp barınağa götürülmesini tercih ederiz.’ Bu çağrı, çocuklarını korkusuzca sokağa salamayan binlerce ebeveynin ortak sesi. Vatandaşın en temel hakkı olan güvenlik beklentisi, sahipsiz hayvan sorununda neden bu kadar göz ardı ediliyor?

Sistemdeki Çatlak: Boş Araziler ve Sahipsiz Hayatlar

Peki, Eyüpsultan’daki bu ‘boş arazi’ neden bir tür vahşi yaşam parkına dönüştü? Baba Alsuleiman, ‘Kim köpek sahiplendiyse buraya gelip salıyor. Burası boş bir arazi olduğu için herkes buraya köpek bırakıyor’ diyerek, sorunun tam da kaynağına işaret ediyor. Bu durum, ‘sahiplenme’ kavramının ne denli sorumsuz bir şekilde ele alındığının ve denetimsizliğin acı bir sonucu. Bir hevesle alınan canlar, sıkılınca ya da sorumluluğu ağır gelince en yakın ‘boş araziye’ terk ediliyor. Belediyeler ise bu dinamik döngünün neresinde duruyor? Toplama, kısırlaştırma ve sahiplendirme süreçleri neden bu kadar aksak işliyor? Vatandaşın vergi ödeyerek beklenti içinde olduğu kamu hizmeti, sokak hayvanları meselesinde neden bu denli çıkmaza giriyor? Mevzuat var, bütçe var, peki eksik olan ne? Görünen o ki, eksik olan, sistemi işletecek irade ve koordinasyon.

Korkuyla Yaşamak: Çocukların Gasp Edilen Özgürlüğü

Şirin’in yaşadığı bu travma, ne yazık ki münferit bir olay değil. Türkiye’nin dört bir yanında, okullarına giden, parklarda oynayan, mahalle bakkalına yollanan çocuklar benzer tehlikelerle karşılaşıyor. Ebeveynler, ‘Çocuklarımızı tek başına evden çıkaramıyoruz’ diyerek, temel bir insan hakkı olan güven içinde yaşama ve hareket etme özgürlüklerinin nasıl gasp edildiğini dile getiriyor. Oyun çağı çocukların evlerine hapsolması, sokakların adeta birer mayın tarlasına dönüşmesi, bir şehirde yaşam kalitesinin alarm verici boyutlara ulaştığının en net göstergesi. Sorun sadece hayvan sevgisi ya da nefretinden ibaret değil; sorun, düzenin, denetimin ve uzun vadeli çözümlerin eksikliğinde yatıyor. Kimse, sokağın her köşesinde potansiyel bir tehlikeyle yaşamak zorunda değil.

Çözüm Kimin Elinde? Sorumluluk Zincirinin Koptuğu Yer

Bu durumun ortaya çıkardığı tablo, hem hayvan hakları savunucularını hem de vatandaşların güvenliğini savunanları ortak bir paydada buluşturmalı: Kimsenin can güvenliği riske atılmadan, hayvanların da insanca bir yaşam sürebileceği sürdürülebilir bir sistem kurulmalı. Bu, belediyelerin kısırlaştırma ve rehabilite merkezlerini etkinleştirmesi, vatandaşın hayvan sahiplenme bilincini artırması, terk etme eylemlerinin caydırıcı cezalarla önlenmesi ve hepsinden önemlisi, merkezi idarenin bu konuda net ve uygulanabilir politikalar geliştirmesiyle mümkün. Aksi takdirde, Şirin gibi masum çocuklar, sistemin açığa düşen ihmaller zincirinin bedelini ödemeye devam edecek, sokaklar ise sahipsizliğin ve korkunun sembolü olmaya mahkum kalacak. Bu utanç verici döngü bir an önce kırılmazsa, hepimiz bu dehşetin bir sonraki kurbanı olmaya adayız.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir