Evliliği Bitiren O Cümle: “İnek Gibi Yatıyorsun”
Aynı yastığa baş koyup ömür boyu mutluluk vaadiyle başlayan birliktelikler, bazen kapalı kapılar ardında yaşanan ağır psikolojik travmalarla son bulabiliyor. İstanbul’da görülen son boşanma davası, evlilik birliği içerisinde kullanılan dilin ve sergilenen davranışların hukuki karşılığının ne kadar ağır olabileceğini bir kez daha kanıtladı. 2016 yılında dünya evine giren S.H. ve E.H. çiftinin davası, sadece bir ayrılık hikayesi değil, aynı zamanda karşılıklı suçlamaların havada uçuştuğu bir haysiyet mücadelesine dönüştü.
Aldatma İddiaları ve Sosyal Medya Kanıtları
Davacı kadın S.H., eşinin ileri derecede alkol aldığını ve kendisine yönelik sistematik bir aşağılama politikası izlediğini öne sürerek mahkemeye başvurdu. İddialar arasında en dikkat çekeni ise kocanın, eşine “İnek gibi yatıyorsun” şeklinde hitap etmesiydi. Bununla da yetinmeyen koca E.H.’nin, başka bir kadınla el ele çekilmiş fotoğrafının ortaya çıkması, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının en somut kanıtı olarak dosyaya girdi. Kadının avukatı, müvekkilinin hem darp edildiğini hem de gururunun ayaklar altına alındığını belirterek, tarafların hiçbir zaman gerçek bir aile olamadığını savundu.
“Temizlik Ritüelleri Hayatımı Kararttı”
Davaya karşı atakla cevap veren koca E.H. ise madalyonun öbür yüzünü anlattı. Karısının aşırı buyurgan ve baskın karakterli olduğunu iddia eden koca, evde huzur bulamadığını dile getirdi. Özellikle temizlik takıntısı üzerine kurulan iddialar oldukça çarpıcıydı. Koca, eşinin koltuk ve kanepelere oturmak için belirli ritüeller geliştirdiğini, bu kurallara uyulmadığında ise evde adeta kıyametin koptuğunu savundu. Kendi evinde ayaklarını uzatıp oturamamanın verdiği psikolojik baskının ve eşinin kaba tavırlarının evliliği çekilmez hale getirdiğini ifade eden E.H., asıl mağdurun kendisi olduğunu ileri sürerek 1 milyon liralık tazminat talep etti.
Mahkemenin Kararı: Kusur Kimde Daha Ağır?
İstanbul Aile Mahkemesi, dosyayı titizlikle inceleyerek her iki tarafın da kusurlu olduğuna kanaat getirdi. Ancak adaletin terazisi, erkeğin davranışlarını ağır kusur olarak nitelendirdi. Mahkeme, kadının temizlik takıntıları ve emredici tavırları olsa dahi, erkeğin sergilediği sadakatsizlik eyleminin, fiziksel şiddetin ve onur kırıcı hakaretlerin evlilik birliğini daha derinden yaraladığına hükmetti. Neticede mahkeme, kocanın eşine 200 bin lira maddi, 300 bin lira manevi olmak üzere toplamda 500 bin lira tazminat ödemesine karar verdi. Bu emsal niteliğindeki karar, aile içinde kullanılan kırıcı dilin ve güven sarsıcı eylemlerin sadece duygusal değil, çok ağır maddi bedelleri de olabileceğini bir kez daha hatırlattı.






