Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mübarek Ramazan ayının manevi ikliminde 81 ilin tamamından gelen, emeğiyle ve alın teriyle Türkiye’nin kalkınmasına omuz veren işçi kardeşleriyle anlamlı bir iftar sofrasında buluştu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen bu organizasyonda konuşan Erdoğan, işçilerin sadece ekonomik kalkınmanın değil, toplumsal huzurun da temel direği olduğunu ifade etti. Başkent Ankara’da gerçekleşen bu buluşma, Türkiye’nin dört bir yanındaki milyonlarca emekçiye gönderilen selamlarla başlarken, Erdoğan’ın gündeminde hem iç çalışma hayatı hem de sınırların ötesinde yaşanan insani dramlar vardı.
Gazze’de Yaşanan İnsanlık Dramı ve Uluslararası Hukuk Süreci
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında sadece Türkiye’deki emekçilerin haklarına değil, küresel ölçekte yaşanan zulümlere de geniş yer ayırdı. Özellikle Gazze ve Sudan’da zor şartlar altında oruç tutan Müslümanların yaşadığı acıyı yüreğinde hissettiğini belirten Erdoğan, İsrail’in ateşkes çabalarına rağmen saldırılarını sürdürmesini sert bir dille eleştirdi. Coğrafi olarak Akdeniz kıyısında, 365 kilometrekarelik dar bir alana sıkışmış olan Gazze Şeridi, dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek bölgelerinden biridir. Erdoğan, 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinlinin şehit olduğunu ve 2 bine yakın yaralının bulunduğunu vurguladı. Uluslararası hukukta sivillere yönelik bu tür saldırılar, Cenevre Sözleşmeleri ve Roma Statüsü kapsamında değerlendirilen, insani yardımların engellenmesi ise ciddi bir hak ihlali olarak kabul edilen süreçlerdir. Özellikle Refah Sınır Kapısı‘ndaki kısıtlamaların, bölgenin can damarı olan insani yardımların girişini engellemesi, küresel kamuoyunda adli ve diplomatik bir tartışma konusu olmaya devam etmektedir.
Anadolu’nun Köklü Geleneği: Ahilik ve Modern Çalışma Hayatı
Erdoğan, konuşmasının devamında Türkiye’nin çalışma kültürünün köklerine inerek Ahilik teşkilatının önemine değindi. 13. yüzyılda Ahi Evran tarafından Anadolu’da kurulan bu sistem, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda işçi ve işveren arasındaki hukuku ahlaki ve manevi değerlerle harmanlayan bir toplumsal düzenleyicidir. Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nde çalışma hayatı, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili sosyal güvenlik mevzuatları çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kanuni süreçler, işçinin alnının teri kurumadan hakkının verilmesini, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasını ve sendikal hakların korunmasını hedefler. Cumhurbaşkanı, 2002 yılından bu yana sermaye ayrımı yapmadan, herkesin hukukunu koruyan adil bir sistem inşa etmeye gayret ettiklerini belirtti. Bir ülkenin kalkınması için iş barışının sağlanması hayati önem taşır; zira huzurlu bir çalışma ortamı hem üretimi artırır hem de toplumsal barışı kalıcı kılar. Erdoğan, rızkını helal yoldan kazanan tüm emekçilerin yanında durmaya devam edeceklerini belirterek sözlerini noktaladı.





