İstanbul’dan Dünyaya Çevre Mesajı
Türkiye, küresel çevre diplomasisinde tarihi adımlar atmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da gerçekleştirilen Sıfır Atık Forumu’nun ardından yaptığı açıklamalarla Türkiye’nin uluslararası alandaki yükselen gücüne dikkat çekti. Forum, dünya genelinden çok sayıda üst düzey yetkiliyi bir araya getirerek büyük bir başarıya imza attı. Ancak asıl büyük sınav ve prestij göstergesi, 2026 yılının kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek olan dev zirveyle yaşanacak.
İstanbul Atatürk Havalimanı, “Antalya’ya Giden Yol: İklim Eylemi” temasıyla düzenlenen tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen sıfır atık projeleri, bu forumla küresel ölçekteki rüştünü bir kez daha ispatladı. Toplantıya 183 farklı ülkeden 120’den fazla bakan, 200’ün üzerinde belediye başkanı ve toplamda 5 bini aşkın katılımcı iştirak etti. Bu devasa katılım, Türkiye’nin çevre diplomasisinde ulaştığı diplomatik gücü gözler önüne seriyor. Forum boyunca sürdürülebilir şehirler, döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve iklim finansmanı gibi hayati konular masaya yatırıldı.
Antalya’da Tarihi Zirve: COP31 Hazırlıkları Başladı
Sıfır Atık Forumu’nun hemen ardından gözler, 2026 yılının en büyük uluslararası etkinliğine çevrildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP31) müjdesini verdi. 197 ülkeden yaklaşık 100 bin delegenin, liderin ve çevre aktivistinin katılması beklenen bu dev organizasyon, tarihin en geniş katılımlı çevre zirvesi olmaya aday. Antalya, bu süreçte küresel iklim politikalarının belirlendiği ana merkez haline gelecek.
Vatandaşa ve Ülkeye Getirileri Neler Olacak?
Bu büyüklükteki küresel organizasyonların Türkiye’de düzenlenmesi, sadece prestij kazandırmakla kalmıyor; aynı zamanda turizmden yerel kalkınmaya kadar pek çok alanda doğrudan ekonomik katkı sağlıyor. 100 bin kişinin Antalya’ya gelişi, konaklama, ulaşım, hizmet sektörü ve yerel esnaf için devasa bir ekonomik hareketlilik anlamına geliyor. Uzun vadede ise Türkiye’nin yeşil dönüşüm projelerine uluslararası fonların ve yatırımların çekilmesi kolaylaşacak. Sıfır atık bilincinin toplumsal tabana yayılmasıyla birlikte, doğal kaynakların korunması ve çöpe giden milli servetin geri kazanılması hedefleniyor.
Kaynak: Hürriyet






