Yolları güvenli kılmakla yükümlü olanların sessizliği, Türkiye’nin karayollarını fiilen birer can pazarına dönüştürmeye devam ediyor; Mersin’den gelen son acı haber de bu vurdumduymazlığın en somut kanıtı.
D-715 Mut – Silifke kara yolunda gerçekleşen feci kaza, sadece bir trafik olayı değil, aynı zamanda ağır vasıta terörünün ve yetersiz altyapının sorgulanması gereken büyük bir skandaldır. Karşı şeride geçen ya da kontrolünü kaybeden devasa bir TIR, gencecik bir hayatı söndürürken arkasında darmadağın olmuş bir aile bıraktı.
D-715 Ölüm Yolunda Dehşet Anları
Edinilen bilgilere göre, Silifke istikametinde ilerleyen M.A.G. idaresindeki 70 ABS 123 plakalı TIR, henüz belirlenemeyen bir nedenle kontrolünü kaybederek karşı yönden gelen iki araca birden çarptı. Çarpışmanın şiddeti o kadar büyüktü ki, 33 yaşındaki Burak Yaylamaz’ın yönetimindeki 33 AEB 263 plakalı cip ve M.Y. idaresindeki 33 UN 220 plakalı otomobil hurdaya döndü. Olay yerine sevk edilen çok sayıda acil durum ekibi, cip sürücüsü Yaylamaz’ın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Aynı aileden üç kişiyle birlikte diğer araç sürücüleri ise ağır yaralarla hastaneye kaldırıldı.
Tonlarca Ağırlıktaki Tehlikeye Kim Dur Diyecek?
Bu kaza, bölge halkının yıllardır feryat ettiği altyapı yetersizliğini ve ağır vasıta denetimsizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Mut-Silifke hattı gibi virajlı ve lojistik trafiğin yoğun olduğu yollarda, tonlarca ağırlıktaki TIR’ların binek araçlarla aynı şeritleri bu kadar kontrolsüzce paylaşması, facianın doğrudan davetiyesi oluyor. Bölge sakinleri, bölünmüş yol çalışmalarının neden ağır aksak ilerlediğini ve bu yollarda neden ekstra güvenlik önlemlerinin alınmadığını haklı olarak sorguluyor.
Sadece Bir Kaza Değil, Sistematik Bir Sorun
Yaşamını yitiren 33 yaşındaki Burak Yaylamaz’ın cansız bedeni, itfaiye ekiplerinin uzun uğraşları sonucu sıkıştığı yerden çıkarılarak hastane morguna kaldırıldı. Hastanede yaşam savaşı veren yaralıların durumu ise ciddiyetini koruyor. Her gün binlerce aracın geçtiği bu güzergahta her kaza sonrası başlatılan standart soruşturmalar ne yazık ki giden canları geri getirmeye yetmiyor. Gerçek çözüm, sorumluların sadece sürücü koltuğunda değil, bu yolları güvenli hale getirmeyen karar alıcılarda aranmasıyla başlayacaktır.
Kaynak: Hürriyet






