MENÜ
23 Haziran 2026 Salı
DOLAR 46,4883 ▲ %0,02
EURO 53,1664 ▲ %0,01
ALTIN 6.262,49 ▲ %0,00

Cerrahpaşa’daki Hastane Faciasında Şok Karar: Dosya Kapandı

İstanbul’un en kritik sağlık üslerinden biri olan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’nde yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran tavan çökmesi davasında flaş bir gelişme yaşandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, hastanenin yeni doğan yoğun bakım ünitesinde meydana gelen tesisat faciasına dair nihai karara ulaştı. Ulusal sağlık altyapısının güvenilirliğini sorgulatan bu olay, teknik hataların zincirleme bir risk oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Hastanenin yoğun bakım koridorunda patlayan sıcak su borusu, alçıpan tavanın çökmesine ve ünitedeki bebeklerin acil tahliyesine neden olmuştu. Bu kritik süreçte tedavi gören bebeklerden Şentürk ve U.E.Ç.’nin hayatını kaybetmesi, olayın boyutunu bir ‘kaza’ olmaktan çıkarıp adli bir inceleme sürecine taşımıştı. Ancak yargı, teknik ihmaller ile vefatlar arasındaki bağı inceleyerek dosya hakkındaki kararını verdi.

İhmaller Zinciri Bilirkişi Raporunda: Yanlış Malzeme ve İşçilik

Olay sonrası hazırlanan bilirkişi raporları, kamu projelerinde denetim mekanizmalarının ne kadar hayati olduğunu kanıtlar nitelikte. Rapora göre, tavanın çökmesine neden olan ana unsur, tesisatta kullanılan plastik boruların hatalı birleştirilmesi. Uzmanlar, boru bağlantılarının uygulama sırasında yeterli ısıyla yapılmadığını, bu sebeple sistem içindeki yüksek basınca ve sıcaklığa dayanamayan ek yerlerinin zamanla infilak ettiğini tespit etti.

Daha da çarpıcı olanı ise, aynı tesisattan daha önce de su sızıntısı bildirilmiş olmasına rağmen gerekli onarımların zamanında gerçekleştirilmemiş olması. Bu durum, hem yüklenici firmanın personelinin özensizliğini hem de hastanenin teknik idaresindeki denetim eksikliğini açıkça ortaya koyuyor. Bölge koordinatörü vizyonuyla bakıldığında, bu tip yerel altyapı sorunlarının, devasa sağlık yatırımlarının prestijine ve güvenilirliğine nasıl gölge düşürebileceği net bir şekilde anlaşılıyor.

Adli Tıp Kararı: Ölüm Nedeni Altyapı mı, Sağlık Durumu mu?

Savcılık kararının merkezinde, bebeklerin ölümü ile tavan çökmesi olayı arasında hukuki bir bağ olup olmadığı sorusu yer alıyordu. Adli tıp raporları ve otopsi verileri, bu noktada kritik bir ayrım yaptı. Yapılan incelemelerde, hayatını kaybeden bebeklerin vücudunda herhangi bir sıcak su yanığı, travmatik kırık veya dış darbe kaynaklı doku hasarına rastlanmadı.

Şentürk bebeğin ve U.E.Ç.’nin vefat nedenlerinin, olaydan bağımsız olarak; erken doğuma bağlı solunum yetmezliği, akciğer enfeksiyonu ve böbrek yetmezliği gibi komplikasyonlar olduğu sonucuna varıldı. Mahkeme, bebeklerin yoğun bakımdan tahliye edilme sürecinin bu ağır tıbbi tabloları tetiklemediğine hükmederek, olayla ölüm arasında ‘illiyet bağı’ bulunmadığına karar verdi.

Kamuoyunda Güven ve Denetim Beklentisi

Bu kararla birlikte dosya hakkında takipsizlik kararı verilmiş olsa da, hastane gibi hayati öneme sahip mekanlarda kullanılan malzemelerin kalitesi ve teknik personelin yetkinliği ulusal düzeyde bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Benzer vakaların yaşanmaması adına, kamu binalarındaki periyodik denetimlerin ve tesisat standartlarının en üst seviyeye çıkarılması elzemdir. Zira en küçük bir teknik kusur, sadece maddi hasara değil, toplumsal vicdanı yaralayan büyük soru işaretlerine yol açabiliyor. Dosya, üçüncü kişilere yönelik somut bir kusur bulunamadığı gerekçesiyle kamu adına kapatıldı.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir