Savaş Suçu Olan Domdom Kurşunları Kullanıldı
Çanakkale Savaşları’nın üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, tarihin tozlu raflarından çıkan yeni belgeler o dönem yaşanan kahramanlığı ve acıyı bir kez daha hatırlatıyor. Çanakkale Savaşları Enstitüsü Müdürü Utkan Emre Er, savaşın bugüne kadar pek bilinmeyen tıbbi bilançosunu gözler önüne seren çok özel bir raporu kamuoyuyla paylaştı. 1915 yılına ait bu tarihi belge, cephedeki sağlık hizmetlerinin durumunu ve düşmanın kullandığı kanunsuz yöntemleri çarpıcı bir şekilde belgeliyor.
Doğrudan 3. Kolordu ve Şimal Grubu Başhekimi Ali Rıza tarafından hazırlanan rapor, savaşın sadece siperlerde değil, hastane çadırlarında ve sargı yerlerinde de nasıl büyük bir mücadeleyle geçtiğini gösteriyor. Araştırmacılara göre bu belge, Osmanlı ordusunun o dönemdeki lojistik gücünü ve sağlık yapılanmasındaki disiplini kanıtlayan en net vesikalardan biri olarak kabul ediliyor. Bu durum, o günün zorlu şartlarında bile Türk askerinin canını emanet ettiği tıbbi sistemin ne kadar organize olduğunu kanıtlıyor.
Raporun en dikkat çekici ve sarsıcı kısımlarından biri, uluslararası savaş hukukuna aykırı olan silahların kullanımıyla ilgili veriler. Resmi kayıtlara göre, çarpma anında vücutta genişleyerek geri dönüşü olmayan ağır doku hasarlarına yol açan ve kullanımı savaş suçu sayılan “domdom kurşunları” ile tam 332 Türk askeri yaralanmış. Bu sarsıcı istatistik, o dönemdeki işgal kuvvetlerinin sadece askeri değil, insani ve ahlaki sınırları da nasıl zorladığını tarihsel bir gerçek olarak tescilliyor.
Belgedeki rakamlar sadece yasaklı silahlarla sınırlı değil. Dar bir coğrafyada süren amansız mücadelede sadece 3. Kolordu’nun savunduğu bölgeden tam 41 bin 471 yaralı asker toplanarak kayıt altına alınmış. Bu askerlerden 40 bini aşkın olanı tedavi için iç bölgelerdeki hastanelere sevk edilirken, ateş hattından sağ çıkarılmasına rağmen 2 bin 549 kahraman Türk askeri hastane koğuşlarında son nefesini vererek şehadete yürümüş. Ayrıca raporda, 83 askerin göğüs göğse çarpışmalarda süngüyle yaralandığı bilgisi de çarpışmaların şiddetini ortaya koyuyor.
Bu yeni ortaya çıkan rapor, Çanakkale ruhunun sadece bir savunma stratejisinden ibaret olmadığını, her bir ferdin son nefesine kadar gösterdiği fedakarlığın bir yansıması olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Vatandaşlar için bu tür belgeler, geçmişin mirasına sahip çıkmak ve o günkü imkansızlıklar içinde verilen mücadelenin büyüklüğünü anlamak açısından büyük bir önem taşıyor. Tarihçiler, bu tür verilerin gün yüzüne çıkmasının askeri tıp tarihi açısından da dünya çapında bir referans kaynağı olacağını vurguluyor.






