Çanakkale Zaferi’nin 111. Yılında Milli Vuslat
Türk milletinin bağımsızlık ve hürriyet aşkını tüm dünyaya haykırdığı, tarihin akışını değiştiren Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü, Çanakkale Şehitler Abidesi’nde devlet erkanının ve vatandaşların yoğun katılımıyla büyük bir vuslat atmosferinde anıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanı sıra yabancı misyon temsilcileri ve il protokolü, bu kutlu günde bir araya geldi. Törenler, şehitliklere bırakılan karanfillerle ecdada olan vefa borcunu bir kez daha tazeledi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın gemi geçişi ve Solo Türk’ün nefes kesen gösterisi, Çanakkale ruhunun denizlerde ve göklerdeki sembolik yansıması oldu. Bu anma törenleri, geçmişle bugün arasında sağlam bir köprü kurarak, genç nesillere aktarılması gereken büyük mirası bir kez daha gözler önüne serdi.
Tarihin Akışını Değiştiren Destanın Derin Anlamı
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, törende yaptığı konuşmada Çanakkale’nin sadece askeri bir zafer olmanın ötesinde, bir milletin varoluş mücadelesi ve tarihin yönünü tayin eden eşsiz bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Bu destansı direniş, Birinci Dünya Savaşı’nın en kritik cephelerinden biri olarak tarihe kazındı. Osmanlı Devleti için hayati bir savunma hattı olmasının yanı sıra, müttefik devletlerin stratejik hedeflerini de doğrudan etkiledi. İngiltere ve Fransa, Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u ele geçirmeyi, böylece hem Osmanlı’yı savaş dışı bırakmayı hem de Karadeniz üzerinden Rusya’ya yardım ulaştırmayı hedefliyorlardı. Ancak Türk milletinin gösterdiği eşsiz direniş, bu planları altüst etti ve savaşın seyrini kökten değiştirdi. Ersoy’un Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark’tan alıntıladığı “Tarihten Türkleri çıkarırsanız ortada tarih diye bir şey kalmaz” sözleri, Türk milletinin tarihe vurduğu mührü ve Çanakkale’de 20. yüzyılda bir kez daha tüm dünyaya kanıtladığı “geçilemez” ruhu tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Vatanına göz dikildiğinde, yokluğu ve yoksunluğu asla bahane etmeyen bir milletin, canı pahasına oluşturduğu geçilemez bir sınırın adıdır Çanakkale.
Deniz Zaferinin Ardındaki İman ve Strateji
Bakan Ersoy, 18 Mart’ın özellikle Çanakkale Deniz Zaferi olarak anılmasının taşıdığı muazzam başarıya dikkat çekti. O gün, dünyanın en güçlü donanmalarına karşı koyan Türk savunma hattının, sadece karadaki topçu birliklerinden ve piyade tümenlerinden oluştuğunu, herhangi bir donanma gücüne sahip olmadığını dile getirdi. Buna karşılık işgal kuvvetleri, dönemin en büyük donanma gücüyle Çanakkale’ye hücum ediyordu. Bu durum, Mehmet Akif Ersoy’un “Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya / Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya” dizeleriyle en çarpıcı şekilde ifade bulur. Bu satırlar, taraflar arasındaki eşitsizliği ve Türk milletinin imanıyla sergilediği direnişin büyüklüğünü anlatır. Cevat Paşa, Hafız Nazmi, Tophaneli Hakkı beyler, Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsuf, Seyit ve Müstecip onbaşılar gibi kahramanların isimleri, iman dolu sineleri savaş gemilerinin zırhından daha kalın ve dayanıklı binlerce isimsiz kahramanı simgeler. Onlar, karşılarındaki donanmanın inanılmaz büyüklüğüne ve kıyamet gibi yağan ateşe aldırmadan, vatan toprağına sırtlarını dayayıp yüzlerini denize döndüler. Bu inanılmaz direniş, tarihe geçerek Bouvet, Irresistible ve Ocean gibi devasa düşman gemilerini Çanakkale’nin derin sularına gömdü. Yenilmez addedilen birleşik filo, gücünün üçte birini kaybederek, 800’ü aşkın zayiatla Çanakkale önlerinde bozguna uğradı. Müttefiklerin Boğazı kolayca geçeceklerine dair Churchill’in dahi dile getirdiği aşırı özgüvenleri, hatta İstanbul’a tur düzenleme hayalleri, şehit ve gazi kanlarıyla sulanmış bu topraklarda kibirleriyle birlikte boğulup gitti.
Kara Savaşlarında Yükselen Milli Ruh
Denizden geçemeyen işgal kuvvetleri, bu kez karadan işgale yeltenince, Türk milleti bir kez daha “geçilmez” dedi. Çanakkale’nin sarp yamaçlarında, Seddülbahir’den Conkbayırı’na uzanan cephelerde, denizdeki kahramanlık destanını karada sürdüren yeni kahramanlar meydanlara çıktı. Bigalı Mehmet Çavuş, Yüzbaşı Yusuf Kenan ve Kemal Beyler, Yarbay Hüseyin Avni Bey gibi nice yiğitler, vatan savunmasının en ön saflarında destan yazdılar. Bu isimler, fedakârlığın, cesaretin ve vatan sevgisinin ölümsüz sembolleri haline geldi. Kara savaşlarının en kritik anlarında ortaya çıkan Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal, sergilediği üstün askeri deha ve liderlik vasıflarıyla tüm dikkatleri üzerine çekti. Onun emri altındaki askerlerin “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” şiarıyla gösterdiği direniş, sadece Çanakkale’nin değil, gelecekteki Kurtuluş Savaşı’nın da ruhunu şekillendirdi. Mustafa Kemal, bu savaşta kazandığı askeri başarılar ve komutanlık yetenekleriyle, Türk istiklal ve istikbal mücadelesinin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak tarihe adını altın harflerle yazdırdı.
Zamansız Bir Zaferin Günümüze Mesajı
Bakan Ersoy, 111 yıl önce yazılan bu destanın, sadece geçmişte kalmış bir olay olmadığını, değerinden hiçbir şey kaybetmeyen zamansız bir zafer ve gelecek nesiller için paha biçilmez bir örnek olduğunu belirtti. Özellikle uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, vicdanların ayaklar altına alındığı ve güçlü olanın haklı sayıldığı bir dönemde, Çanakkale’den yükselen bu mesajın değeri katbekat artmaktadır. Türk milleti, 111 yıl önce ecdadımızın ispat ve ilan ettiği gibi, asıl gücün kaba kuvvet değil, haklılık, sabır, tevazu ve adalet duygusundan beslenen cesaret olduğunu tüm dünyaya bir kez daha ilan etmektedir. Çanakkale, gelecek kuşaklara bırakılan en değerli miraslardan biri olarak, milli kimliğimizin ve bağımsızlık meşalemizin simgesidir. Bu zafer, bizlere sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda zor zamanlarda birlik olmanın, inancın ve adanmışlığın nasıl büyük mucizeler yaratabileceğini öğretir. Gelecek nesillerimizin bu derin anlamı idrak etmesi, milli ve manevi değerlere sahip çıkması için eğitim sistemimizin Çanakkale ruhunu her daim canlı tutması gerekir. Bu destansı deniz zaferinin 111. yıl dönümünde, başta Çanakkale şehitlerimiz ve ebediyete intikal etmiş gazilerimiz olmak üzere, vatanımızın varlığı için canını feda eden tüm geçmişlerimizi, Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyoruz.






