MENÜ
02 Haziran 2026 Salı
DOLAR 45,9458 ▲ %0,07
EURO 53,5792 ▲ %0,14
ALTIN 6.673,91 ▲ %0,82

Çanakkale Ruhu ve Eğitimde Dönüşüm: Geleceğe Yön Veren Adımlar

Çanakkale Destanı’nın Yeniden İdrak Edilmesi

Türk milleti, şanlı Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünü bir kez daha büyük bir coşku ve minnetle idrak ediyor. Tarihin tozlu sayfalarına altın harflerle yazılan bu destan, yalnızca bir savaşın kazanılması değil, aynı zamanda bir ulusun varoluş mücadelesinin, yıkılmaz iradesinin ve hürriyet tutkusunun en parlak nişanesidir. O günlerde Anadolu’nun dört bir yanından, Balkanlardan, Kafkaslardan ve Kuzey Afrika’dan gelen vatan evlatları, iman dolu göğüsleriyle düşmana geçit vermemiş, Çanakkale’yi geçilmez kılmıştır. Bu zafer, coğrafi sınırları aşan, milletin her karış toprağını Conkbayırı, Gelibolu kılan ortak bir ruhun tezahürüdür.

Çanakkale, aynı zamanda derin bir hüznü de barındırır. Henüz bıyığı terlememiş lise ve darülfünun talebelerinin, ‘Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor’ nidalarıyla cepheye koşup şahadete yürüdüğü bu topraklarda, nice okullar o yıl mezun verememiştir. İstanbul, Kastamonu, Yozgat, Balıkesir ve Kayseri gibi illerin liselerinden gelen gençlerin tamamının şehit olması, zaferin bedelinin ne denli ağır olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu durum, milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda’ dizelerinin acı gerçekliğini adeta haykırmaktadır. Çanakkale, sadece bir askeri başarı değil, aynı zamanda genç nesillerin fedakârlığıyla yoğrulmuş, milletin geleceğine dair güçlü bir mesaj içeren bir mirastır.

Eğitimle Yükselen Bir Türkiye Vizyonu

Milletleri büyük yapan unsurların başında, tarihe şanla şerefle yazdırdıkları zaferlerin yanı sıra, iyi yetişmiş, özgüven sahibi ve eğitimli fertleri gelir. Bu kavrayışla, son yirmi üç yıldır Türkiye’nin eğitim sisteminde köklü değişiklikler ve reformlar hayata geçirilmiştir. Ülkenin kalkınması ve muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkması için nitelikli bir eğitim sistemi anahtar rol üstlenmektedir. Bu hedefe ulaşmak adına bütçede eğitime ayrılan paylar sürekli artırılmış, ders müfredatları çağın gereklerine uygun olarak yeniden gözden geçirilmiş ve eski dönemin vesayetçi unsurlarından arındırılmıştır.

Eğitimdeki dönüşüm süreci, anlamsız yasakların ve katsayı gibi adaletsiz uygulamaların kaldırılmasıyla derinleştirilmiştir. Başörtüsü yasağının kaldırılması, her bireyin eğitim hakkına eşit erişimini sağlamıştır. Öğrencilerin ders kitabı yükünü hafifletmek amacıyla ücretsiz ders kitabı dağıtımı uygulamasına geçilmiş, böylece ailelerin üzerindeki ekonomik yük azaltılmıştır. Okulların modernleştirilmesi de bu sürecin önemli bir parçasıdır; spor salonları, dijital kütüphaneler, laboratuvarlar ve akıllı tahtalarla donatılarak eğitim ortamları zenginleştirilmiştir. Sekiz yüz yirmi bir binden fazla öğretmen ataması yapılarak eğitim ordusunun gücü pekiştirilmiş, öğretmenlerin mali ve sosyal haklarında kayda değer iyileştirmeler gerçekleştirilmiştir. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ ise bu çabaları daha kapsamlı ve gelecek odaklı bir zemine oturtmuştur.

Öğretmenlere Yönelik Şiddetin Asla Kabul Edilemezliği

Türkiye’nin eğitimde kaydettiği ilerlemenin ardındaki itici güç hiç şüphesiz öğretmenlerdir. Merhum Nurettin Topçu’nun ifadesiyle, öğretmen, ‘Ademoğlunu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden, dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan’dır. Toplumun karakterini şekillendiren, nesillere yön veren bu kutlu mesleğin sahipleri, milli bekamız ve varlığımız için hayati bir rol üstlenmektedirler. Aile büyüklerimizin bizlere öğrettiği üzere, anne babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir; onlara duyulan saygı, toplumun temel değerlerinden biridir.

Bu bağlamda, öğretmenlere yönelik şiddet eylemlerinin, bırakın hoş görülmesini, en küçük bir saygısızlığın dahi kabul edilmesi mümkün değildir. Son dönemde Fatmanur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı menfur şiddet olayı gibi vakalar, toplumun vicdanında derin yaralar açmıştır. Öğretmenlere kalkan her el, aslında milletin geleceğine kalkmış demektir. Bu tür eylemlerin kökünün kazınması, toplumun her kesiminin ortak sorumluluğudur. Öğretmenlerin güvenli ve saygın bir ortamda görev yapmaları, güçlü bir ülke ve aydınlık nesiller yetiştirmenin vazgeçilmez koşuludur.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir