Bolu ilinin merkez ilçesine bağlı köklü mahallelerinden biri olan Aktaş Mahallesi, bugünlerde tehlikeli bir yıkım sürecine sahne oluyor. Taşhancılar Caddesi üzerinde yer alan ve daha önce resmi kurumlar tarafından kullanılan 3 katlı eski bir yapı, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle tahliye edilerek yıkım programına alındı. Ancak, 24 Şubat tarihinde başlatılan yıkım çalışmaları, bitişikteki mesken sahipleri için korku dolu anlara dönüştü.
Yıkım faaliyetini yürüten yüklenici firmanın ağır iş makineleriyle gerçekleştirdiği müdahale sırasında, 25 Şubat günü beklenmedik bir kaza yaşandı. Kepçenin vurduğu sert darbe neticesinde, bitişik nizamda bulunan apartmanın bir dairesinde, yabancı uyruklu öğrencilerin ikamet ettiği yatak odasının duvarı tamamen çöktü. Olay anında odada bulunan gençlerin yaşadığı büyük panik, bölgedeki güvenlik zafiyetini bir kez daha gündeme taşıdı.
Bitişik Nizam Yapılarda Mevzuat ve Teknik Gereklilikler
Türkiye’deki mevcut yapı denetim ve yıkım yönetmeliklerine göre, bitişik nizam olarak adlandırılan ve birbiriyle fiziksel temas halindeki binaların yıkımında son derece hassas bir prosedür izlenmesi gerekmektedir. Uzmanlar, bu tür yapılarda yapısal bütünlüğün korunması adına yıkımın en üst kattan başlayarak, kontrollü bir şekilde ve çoğunlukla el aletleri veya küçük ölçekli ekipmanlarla yapılmasını öngörmektedir. Ağır iş makinelerinin yarattığı vibrasyon ve doğrudan darbeler, komşu binaların taşıyıcı sistemlerine zarar verebileceği gibi, duvar çökmelerine de sebebiyet verebilmektedir.
Mağduriyet yaşayan daire sahibi Nazım Gülenç, duvarda oluşan yaklaşık 2 metre uzunluğundaki devasa delikle karşılaştığında büyük bir şok yaşadığını ifade etti. Gülenç, ilgili mevzuatı bizzat incelediğini belirterek, yıkımın çatıdan başlayarak kısmen veya tamamen el birliğiyle ve uygun aletlerle yapılması gerektiğini, ancak firmanın doğrudan kepçeyle binaya girdiğini savundu. Vatandaşların can güvenliğinin hiçe sayıldığını belirten Gülenç, yaşanan süreçte firma ile hiçbir sağlıklı iletişim kurulamadığını dile getirdi.
Bolu’nun Depremselliği ve Kentsel Dönüşümün Önemi
Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan Bolu, Türkiye’nin sismik hareketlilik açısından en riskli bölgelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, ekonomik ömrünü tamamlamış veya deprem güvenliği bulunmayan eski yapıların tasfiyesi hayati bir önem taşımaktadır. Ancak bu süreçlerin, yerel yönetimler ve meslek odaları denetiminde, çevre güvenliğini maksimum düzeyde tutarak yürütülmesi gerekmektedir. Bolu Belediyesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü gibi kurumların bu tür faaliyetlerdeki denetim mekanizması, vatandaşların mülkiyet hakkını ve can güvenliğini koruma altına alan temel unsurdur.
Mağdur aile, 40 günlük bebeklerinin ve bina sakinlerinin yaşanan sarsıntılar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldığını vurgulayarak, belediyeye dilekçe verdiklerini ancak henüz bir çözüm alamadıklarını belirtiyor. Yıkımın temel aşamasına geçilmeden önce, İnşaat Mühendisleri Odası ve belediye yetkililerinin sahada inceleme yapması talep ediliyor. Türkiye’de bu tür durumlarda adli makamlar, ‘mala zarar verme’ ve ‘genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması’ gibi suç duyurularını değerlendirerek bilirkişi raporları doğrultusunda hukuki süreci başlatmaktadır.





