Kalkınma Teşvikleri ve Çevresel Çelişki
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın Batman’ı ziyareti, bölgenin ekonomik kalkınma hedeflerini yeniden gündeme taşıdı. Bakan Işıkhan, kentin sanayi ve enerji merkezi olarak konumunu güçlendiren yatırımları överek, 2002’den bu yana Batman’a 12 milyar lira teşvik desteği sağlandığını belirtti. Ancak bu rakamlar ve hedefler, gezegenimizin karşı karşıya olduğu iklim krizi bağlamında ciddi soruları beraberinde getiriyor. Batman, köklü tarihi ve tarımsal potansiyeliyle (Sason çileği, Gercüş üzümü) bilinen bir bölgeyken, “petrolün şehri” kimliğiyle ön plana çıkarılması, sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla nasıl bağdaşabilir? Çevreci bir bakış açısıyla, bu teşviklerin hangi sektörlere yönlendirildiği hayati önem taşıyor.
Sürdürülebilirlik Ufku: Fosil Yakıtlar ve Ekolojik Riskler
Bakan Işıkhan, Batman’ın “Türkiye Yüzyılı’nın lokomotif şehirlerinden biri” haline geldiğini ifade ederken, bu kalkınmanın büyük ölçüde fosil yakıt rezervlerine dayandığı gerçeği göz ardı edilemez. Raman Dağı’nın petrol bereketini övmek, küresel ısınmanın etkilerini her geçen gün daha yakından hissettiğimiz bu çağda, ekolojik dengeye olan vefasızlığa işaret ediyor. Petrol ve kömür gibi fosil yakıtlara yapılan yatırım, kısa vadede ekonomik büyüme sağlasa da, uzun vadede bölgenin su kaynaklarını, tarım arazilerini ve genel ekosistemini tehdit ediyor. İklim krizinin tetiklediği kuraklık, sel ve ani hava değişimleri, geleneksel tarım ürünlerinin geleceğini tehlikeye atıyor. Batman’ın tarım potansiyeli, endüstriyel kirlilik ve iklim değişikliği baskısı altında ezilme riskiyle karşı karşıya.
Yeşil Vefa: Gerçek Kalkınma Fırsatları
Bir yeşil bülten yazarı olarak, Batman için gerçek bir “vefa”nın (kaynak metinde bahsedilen vefa) ne anlama geldiğini sorgulamak gerekiyor. Geriye dönük bir vefa değil, geleceğe yönelik bir vefa. Verilen teşviklerin, fosil yakıt altyapısını güçlendirmek yerine, güneş enerjisi potansiyelini (özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi) değerlendirecek, rüzgar enerjisi santrallerini kuracak projelere yönlendirilmesi, kentin ekonomik geleceğini güvence altına alacaktır. Aynı zamanda Sason ve Gercüş gibi bölgelerdeki tarımsal üretimi desteklemek, organik tarım ve yerel ürünlerin markalaşması, petrol gelirlerine bağımlı olmayan, dirençli bir ekonomi yaratabilir. Bu, aynı zamanda Tıp Bayramı vesilesiyle anılan sağlık emekçilerine de bir vefa borcudur; zira temiz hava ve temiz su, sağlık sisteminin yükünü azaltmanın en temel yollarıdır. Batman’a sunulan 12 milyar liralık desteğin çevreci ve sürdürülebilir projelere aktarılması, kentin gerçek potansiyelini ortaya çıkaracak tek yoldurttır.






