Eğitim Camiası Yasta: Kahramanmaraş’ta Büyük Trajedi
Onikişubat ilçesinde yer alan Ayser Çalık Ortaokulu, dün sabah saatlerinde eşi benzeri görülmemiş bir kabusa uyandı. Okul koridorlarında yankılanan silah sesleri, sadece bir eğitim kurumunu değil, tüm Türkiye’deki anne ve babaların yüreğini dağladı. Yaşanan saldırıda 10 evladımızı yitirirken, 17 yaralının tedavisi hastanelerde titizlikle sürdürülüyor. Bugün okul bahçesinde o neşeli çocuk seslerinin yerini derin ve kahredici bir sessizlik almış durumda. Bir eğitimci olarak söylemeliyim ki; bu sessizlik, sistemimizdeki güvenlik ve psikolojik destek açıklarının en acı haykırışıdır.
Okul Koridorlarında Sessiz Bir Tehdit: İsa Aras Mersinli
Saldırıyı gerçekleştiren 8-G sınıfı öğrencisi İsa Aras Mersinli hakkında ortaya çıkan detaylar, bir çocuğun nasıl bir şiddet sarmalına sürüklendiğini gözler önüne seriyor. Okulda öğrenim gören bir arkadaşının anlatımları, tehlikenin aslında çok önceden sinyallerini verdiğini kanıtlıyor. Takıntılı davranışları, kimseyle iletişim kurmaması ve çevresine karşı beslediği kin, bu facianın taşlarını döşemiş. Okulda neredeyse hiç arkadaşı olmayan, sadece kendisi gibi içine kapanık bir kişiyle vakit geçiren bu gencin, sınıftaki tuhaf dans videoları ve sosyal uyumsuzluğu şimdi herkesin hafızasında birer soru işareti olarak kaldı.
Karanlık İtiraf: ‘Okul Avcısı’ Olmak İstiyordu
Sosyal Bilimler Öğretmeni İbrahim Huylu’nun aktardığı bilgiler, durumun vahametini daha da derinleştiriyor. Öğretmeninin ifadesine göre, Mersinli’nin kendisi için kullandığı ‘okul avcısı’ tabiri, aslında iç dünyasındaki yıkımın ve planladığı dehşetin dışa vurumuydu. Bir ortaokul öğrencisinin zihninde bu kadar karanlık bir kimlik inşa etmesi, üzerinde durmamız gereken en büyük krizdir. Üstelik zanlının babasının bir emniyet mensubu olması ve evdeki otorite dengesinin tamamen çocuğun lehine bozulmuş olması, aile içi dinamiklerin çocuk üzerindeki etkisini bir kez daha sorgulatıyor. Babanın çocuk üzerinde etkisiz kaldığı, aksine çocuğun babayı domine ettiği bir aile yapısı, bugün bizi bu noktaya getirdi.
Güvenlik mi, Psikolojik Takip mi?
Yaşanan bu facianın ardından okul önlerinde toplanan veliler, haklı olarak ‘Güvenlik şart’ feryadıyla seslerini duyurmaya çalışıyor. Ancak bir eğitim şefi olarak şunu belirtmeliyim; sadece fiziki güvenlik önlemleri, bir çocuğun zihnindeki karanlığı aydınlatmaya yetmez. Bizlerin okul kapılarına koyacağımız dedektörlerden daha çok, çocuklarımızın ruhsal dünyasını tarayacak hassas bir takip mekanizmasına ihtiyacımız var. Ailelerin gelecek kaygıları, iş dünyasının baskısı ve çocukların dijital dünyadaki yalnızlığı birleştiğinde ortaya çıkan bu tabloyu değiştirmek zorundayız. Ayser Çalık Ortaokulu’ndaki bu acı olay, hepimiz için bir dönüm noktası ve çok ağır bir ders olmalıdır.






