MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9822 ▲ %0,02
EURO 53,5221 ▲ %0,31
ALTIN 6.599,09 ▲ %0,69

AYM’den Sert Uyarı: Adalet Biterse Devlet Yaşamaz!

Yüksek Yargıda 64 Yıllık Hafıza ve Gelecek Projeksiyonu

Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümü, sadece protokol bir tören değil, Türkiye’nin hukuk sistemindeki kırılma noktalarını işaret eden tarihi bir manifesto niteliği taşıdı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen törende, yeni üye Şaban Kazdal’ın yemin etmesiyle yargıdaki kan değişimi resmileşirken, AYM Başkanı Kadir Özkaya’nın yaptığı açıklamalar doğrudan devletin bekasını hedef alan derinlikteydi. Adaletin sadece bir kavram değil, bir devletin nefes borusu olduğunu vurgulayan bu konuşma, gelecek yılların stratejik haritasını da çizmiş oldu.

Hukukun üstünlüğünün sadece kağıt üzerinde kalan bir ibare olmadığını hatırlatan Özkaya, adaletli olmanın devletlerin ömrünü doğrudan belirlediği gerçeğini bir kez daha masaya yatırdı. Tarihsel süreçte adaletin terazisi bozulduğunda çökmeyen hiçbir imparatorluk ya da devlet olmadığını bilen bir vizyonla konuşan Özkaya, hakim ve savcıların önündeki en büyük tehdidin korku, beklenti ve şahsi kaygılar olduğunu vurguladı. Yargı mensuplarının her zaman cesur ve doğru durması gerektiği, toplumun adalete olan inancının bu kararlılıkla ayakta kalacağı ifade edildi.

Görünmeyen Tehlike: Kul Hakkı ve Vicdani Körlük

Özellikle kamu bürokrasisinde ve yargı mekanizmasında sıklıkla göz ardı edilen ahlaki temellere değinen Özkaya, kul hakkının ibadetle dahi affedilemeyeceği gerçeği üzerinden sarsıcı bir uyarıda bulundu. Bu uyarı, sadece dini bir referans değil, toplumsal çürümenin önüne geçecek en sert barajdır. Haram kazancın insan ruhunda ve midesinde yarattığı tahribatın, bir hukukçunun basiretini ve gerçekleri görme yetisini nasıl yok ettiğini anlatan Özkaya, midesinde haram lokma olanın gönül gözünün kapanacağını hatırlattı. Bu durumun yargı mensupları için en büyük mesleki ve manevi felaket olduğu gerçeği, törenin en dikkat çekici başlığıydı.

Geleceğin stratejik tablosuna bakıldığında, adaletin tesisinde hamasete, husumete ve kayırmacılığa yer verilmesinin hukuk devletini felce uğratacağı tescillendi. Hakimlerin sadece kanunları değil, vicdanlarını da her türlü etkiden arındırarak koruması gerektiği, aksi halde ahiretteki hesabın dünyadaki hiçbir makamla kapatılamayacağı vurgulandı. Kimseyi aldatmamanın ve aldanmamanın bir hukukçu için temel ilke olması gerektiği, gösteriş ve riyadan kaçınmanın zorunluluğu dile getirildi.

Yargıda Yapay Zeka Devrimi Eylül’de Başlıyor

Geleceği şekillendirecek en büyük teknik hamle ise dijitalleşen adalet başlığında geldi. Bugüne kadar biriken 700 bini aşkın bireysel başvuru dosyasının yarattığı ağır yükü hafifletmek adına, AYM Eylül ayı itibarıyla yapay zekayı devreye almayı hedefliyor. Bu hamle, başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamalarında devrim niteliğinde bir hız sağlayacak. Ancak burada hayati bir denge korunuyor: Yapay zeka sadece bir araç olarak kalacak, karar verici asla bir algoritma olmayacak.

Robotik bir adaletin insan ruhunu ve vicdanını ıskalayacağını bilen stratejik akıl, nihai hukuki değerlendirmeyi insan aklına ve vicdanına emanet etmeye devam edecek. Teknoloji, yargının hızını artırırken, kararın kalbi olan o ‘insani dokunuş’ korunacak. 2026 yılı, teknolojinin hukuka entegre edildiği ama insan onurunun teknolojiye kurban edilmediği bir yıl olarak kayıtlara geçmeye hazırlanıyor. İsrail’in küresel güç sarhoşluğuna karşı yapılan ‘haklıysan güçlüsün’ vurgusu ise, Türkiye’nin uluslararası arenadaki hukuk mücadelesinin değişmez bir yansıması olarak dikkat çekti.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir