Akıllı telefonlarımızı kaydırırken, arka planda çalışan algoritmaların bizi nasıl birer robota dönüştürdüğünü hiç düşündünüz mü? Silikon Vadisi’nden sızan son fısıltılar ve yapay zeka devriminin karanlık yüzü, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde (AKÜ) düzenlenen dev festival AKÜFEST’26 kapsamında masaya yatırıldı. Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Dağ’ın gerçekleştirdiği “Posthüman Gelecek ve Gençlik: İnsan Nereye Evriliyor?” başlıklı konferans, dijital dünyanın acı gerçeklerini gözler önüne serdi. Artık sadece birer kullanıcı değil, algoritmaların şekillendirdiği birer veri yığını haline geliyoruz.
Algoritmaların Kölesi mi Oluyoruz?
Atatürk Kongre Merkezi’ni hıncahınç dolduran gençlerin ve akademisyenlerin gözü kulağı bu sunumdaydı. AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Peker ve Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürü Nedim Aslan’ın da yakından takip ettiği etkinlikte, teknolojinin insan doğasını nasıl manipüle ettiği açıkça konuşuldu. Prof. Dr. Ahmet Dağ, insanlığın bugünkü teknolojik dönüşüme uzun bir tarihsel süreç sonunda ulaştığını ancak bugün yapay zekanın hayatımızın her alanını domine ettiğini belirtti. Bu durum sadece teknik bir gelişme değil; düşünce biçimimizi, sosyal ilişkilerimizi ve hatta insani değerlerimizi baştan yazan küresel bir operasyon.
Sadece Mühendislik Yetmez: Felsefe ve Etik Şart
Yapay zeka çalışmalarının sadece yazılımdan ve kod bloklarından ibaret olduğunu sanıyorsanız, felsefe ve etik gibi can alıcı başlıkları göz ardı ediyorsunuz demektir. Dağ, bu sistemlerin sosyal, kültürel ve en önemlisi etik boyutlarıyla ele alınması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizdi. Gelecekte ayakta kalmak isteyen gençlerin sadece tek bir teknik alana sıkışıp kalmaması gerekiyor. Tarihteki büyük dehaların aynı zamanda birer filozof, matematikçi ve düşünür olduğunu hatırlatan Dağ, bilim dalları arasındaki sınırların kalkması gerektiğini söyledi. Mühendislik binalarından çıkıp felsefe, sosyoloji ve teoloji ile entegre olmayan bir yapay zeka, insanlığı karanlık bir geleceğe sürükleyebilir.
Tüketen Değil Üreten Olmak Zorundayız
Peki, bu dijital distopyada kaybolmamak için ne yapmalıyız? Cevap basit ama uygulaması zor: Sadece teknolojinin pasif tüketicileri olmaktan çıkıp, ona yön veren aktif üreticiler haline gelmek zorundayız. Dijital dünyanın sunduğu fırsatlar devasa, fakat bu fırsatların arkasındaki riskleri yönetemeyen toplumlar dijital sömürge haline gelmekten kurtulamayacak. Gençlerin bu acımasız ekosistemde kaybolmaması için multidisipliner bir vizyon edinmesi kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor.
Kaynak: Afyonturkeli Gazetesi






