Çöpe Giden Paranın Hesabı Paris’te Soruldu
Sıfır atık meselesini hala sadece kapı önündeki çöpü toplamak, plastiği kağıdı ayırmak zannedenler varsa büyük yanılıyor. Bu işin arkasında devasa bir ekonomik fatura, küresel ticaretin yeni kuralları ve cebimizi doğrudan ilgilendiren bir ‘verimlilik’ savaşı var. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş’ın Paris’teki G7 temasları, işte tam da bu faturayı hafifletmek ve Türkiye’nin bu yeni ekonomik düzende masada değil, kasanın başında olmasını sağlamak için yapıldı. Sayın Emine Erdoğan’ın vizyonuyla küresel bir marka haline gelen ‘Sıfır Atık’ hareketi, artık Paris sokaklarında dünyanın dev aktörleriyle geleceğin ekonomisini şekillendiriyor.
Almanya ve İngiltere ile Yeni Ticaret Hattı
Paris’teki diploması trafiği sadece nezaket ziyaretlerinden ibaret değildi. Ağırbaş, Almanya’nın İklim Direktörü Dr. Heike Henn ile masaya oturduğunda ajandasında tek bir şey vardı: Döngüsel ekonomi. Vatandaşın anlayacağı dille söylersek; üretilen bir malın çöpe gitmeden defalarca ekonomiye kazandırılması. Bu, ithal hammaddeye bağımlı olan ekonomiler için can simidi demek. Almanya ile yürütülen bu diyalog, önümüzdeki yıllarda Türk sanayicisinin ve üreticisinin Avrupa pazarında ‘yeşil pasaport’ ile daha rahat hareket etmesinin önünü açacak stratejik bir hamledir. Sadece devletler değil, akademik dünya da bu işin içinde. Cambridge’den Prof. Emily Shuckburgh ile yapılan görüşme, bilimin laboratuvardan çıkıp sokağa, yani üretim bandına inmesi gerektiğini bir kez daha kanıtladı.
Metan Gazı Demek Kaçan Para Demek
Haberin satır aralarında geçen ‘metan emisyonu’ terimi aslında doğrudan mutfak masrafımızla ilgili. Global Methane Hub CEO’su Marcelo Mena ile yapılan görüşme, gıda israfının neden olduğu ekonomik kaybın ne kadar devasa olduğunu gösteriyor. Çürüyen her gıda, atmosfere salınan her metan gazı aslında soframızdan çalınan birer porsiyon demek. Ağırbaş’ın vurguladığı gibi, gıda israfının önlenmesi sadece çevreci bir hassasiyet değil, kapsayıcı bir icra mekanizmasıdır. Atıkların enerjiye dönüştürülmesi veya israfın kaynağında kesilmesi, hane halkı bütçesinden tutun da ülke ekonomisinin cari açığına kadar her noktaya dokunuyor.
Yeşil Dönüşüm Bir Tercih Değil Zorunluluktur
Ağırbaş’ın G7 bünyesindeki ‘Geleceğe Giden Yol’ oturumunda yaptığı kapanış konuşması aslında her şeyi özetliyor: Yeşil dönüşüm sadece bir gereklilik değil, güçlü bir ekonomik tercihtir. Artık dünya eski usul üretimle, ‘al-kullan-at’ mantığıyla dönmüyor. Bu sürdürülemez modelin faturası iklim mültecileri, gıda krizleri ve artan maliyetler olarak önümüze konuyor. COP31 yolunda Türkiye’nin attığı bu adımlar, vaatlerin havada kalmadığını, sahada somut birer ekonomik kazanca dönüştüğünü gösteriyor. Paris’teki Türk sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek işin toplumsal ayağını da sağlama alan bu diplomasi trafiği, Türkiye’nin küresel iklim finansmanından ve yeni ekonomik pastadan alacağı payı garanti altına alma mücadelesidir.






