Doğa Talanına ‘Ekonomik’ Kılıf
İstanbul’un nefes alan noktalarından biri olan Arnavutköy, son yıllarda inşaat sektörünün devasa atıklarıyla boğuşuyor. Şehrin merkezindeki kentsel dönüşüm projelerinden çıkan milyonlarca tonluk hafriyat, yasal döküm sahaları yerine gizlice tarlalara ve su havzalarına boşaltılıyor. Bu durumun arkasında yatan temel sebep ise tamamen duygusal; yani para. Kamyon şoförleri, belediyeye veya özel sektöre ait resmi döküm alanlarına ödeme yapmamak ve kantar kuyruklarında saatlerce beklememek için gecenin karanlığını fırsat biliyor. Bu kaçak yöntemle hem zamandan hem de paradan tasarruf eden dökümcülerin geride bıraktığı fatura ise bölge halkına ve doğaya kesiliyor.
Güvenlik Kameralarına Açık Meydan Okuma
Kaçak hafriyatın önüne geçebilmek adına yetkililer tarafından yol kenarlarına ve stratejik noktalara yerleştirilen güvenlik kameraları da artık bu gözü kara şoförleri durdurmaya yetmiyor. Hatta durum öyle bir boyuta ulaştı ki, bazı dökümcüler kameraların tam altına moloz dökerek adeta yetkililere meydan okuyor. Yeşilbayır köyü sakinlerinden Cemalettin Erdoğan, her sabah yeni bir moloz dağıyla uyanmaktan bıktıklarını ifade ediyor. Erdoğan, yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle anlatıyor: “Gece gündüz döküp kaçıyorlar. Güvenlik kamerası var ama o gece döküp kaçıyorlar. Hiçe saymasalar güvenlik kamerasının olduğu yere dökerler mi? Dökmez. Kendine saygısı olmayanın bana saygısı olur mu?”
İstanbul’un Su Havzaları Tehdit Altında
Mesele sadece görsel bir kirlilikten ibaret değil. Uzmanlar, denetimsiz dökülen molozların içinde bulunan kimyasal maddelerin ve ağır metallerin yağmur sularıyla birlikte toprağa sızdığını vurguluyor. Arnavutköy, Sazlıdere Barajı gibi İstanbul’un hayati su kaynaklarına ev sahipliği yapan bir bölge. Toprağa karışan bu zehirli atıklar, yer altı suları aracılığıyla doğrudan barajlara ve tarım arazilerine ulaşıyor. Birkaç kamyon döküm ücretinden kaçmak isteyenlerin yarattığı bu tahribat, gelecekte milyonlarca insanın içme suyunu ve gıda güvenliğini tehlikeye atma potansiyeli taşıyor.
Çözüm Bekleyen Mahalleli İsyan Noktasında
Bölge halkı, kaçak hafriyat dökümünün sadece çevreyi kirletmekle kalmadığını, aynı zamanda dar yollarda kontrolsüz seyreden ağır tonajlı araçların trafik güvenliğini de tehlikeye attığını belirtiyor. Mahalle aralarından hızla geçen kamyonlar, toz, gürültü ve can güvenliği riski oluşturuyor. Denetimlerin yetersiz kaldığını savunan vatandaşlar, sadece para cezalarının bu rant çarkını durdurmaya yetmeyeceğini söylüyor. Araçların süresiz trafikten men edilmesi veya kamyonlara zorunlu GPS takip sistemi getirilmesi gibi daha sert yaptırımlar talep ediliyor. Günün sonunda ortaya çıkan tablo şu: Arnavutköy’ün verimli toprakları, rant hırsı ve denetimsizlik arasında sıkışıp kalarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.






