Antalya’nın Bezirgan Mahallesi’nde bulunan, Likya lahitlerinden esinlenilerek çivi kullanılmadan inşa edilen tarihi ahşap ambarlar, geçmişten bugüne uzanan mimari yapılarıyla zamana meydan okuyor. Likya Yolu güzergahındaki bu yapılar, kapsamlı bir restorasyon ve bakım çalışması yapılmasını bekliyor.
Çivisiz Ahşap İşçiliği ve Özgün Mimari
Geçmiş dönemlerde tarım faaliyetleriyle geçinen bölge halkının mahsullerini depolamak amacıyla sedir ağacından ürettiği bu özel yapılar, yaklaşık 4 metre yüksekliğe sahip. İnşasında hiç çivi tercih edilmeyen ve ahşap geçme tekniğiyle bir araya getirilen ambarlar, her biri 25 ile 30 metrekare genişliğinde olan dört farklı bölmeden oluşuyor. Zamanla yıpranan çatı kısımları ise koruma amacıyla sac malzemelerle kaplanmış durumda.
Bezirgan Ovası’nın kış mevsiminde sular altında kalması ve yerel halkın bu süreçte sahil bölgelerine göç etmesi nedeniyle bu güvenli alanda inşa edilen yapılar, geçmişte sadece tahıl değil, ziynet eşyaları gibi değerli varlıkların muhafazasında da kullanılıyordu. Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar sürekli bir bekçi tarafından korunan tarihi bölgede, günümüzde herhangi bir güvenlik görevlisi bulunmuyor.
Seyahatname’de Yer Alan Kültür Mirası
Tarihi kaynaklarda da kendine yer bulan yapılar, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin kaleme aldığı “Seyahatname” adlı eserde anlatılıyor. Kendine has kilit mekanizmasıyla donatılan ve aynı anda iki farklı kilitle güvence altına alınabilen Bezirgan ambarları, Antalya genelinde toplu halde günümüze ulaşabilen yegane ambar grubu olma özelliğini taşıyor.
Geçmişte sayıları 300’e yaklaşan ancak bir bölümü sahipleri tarafından satılarak zamanla azalan bu tarihi ambarlar, “ambarlar arası” olarak isimlendirilen bölgede bulunuyor. Benzersiz ahşap işçiliğiyle dikkat çeken yapılar, bölgenin en önemli kültürel değerleri arasında gösteriliyor.
Kaynak: Hürriyet





