Ankara Suriye İçin Kırmızı Çizgiyi Çekti
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) mikrofonun başına geçen Büyükelçi Ahmet Yıldız, aslında sadece Suriye’deki mevcut durumu özetlemedi; Ankara’nın önümüzdeki dönemde izleyeceği stratejik yol haritasının kodlarını verdi. Bürokrasi dilinden halkın diline tercüme ettiğimizde tablo çok net: Türkiye, sınırının hemen ötesinde bir ‘devletçik’ kurulmasına ya da yönetimde çok başlılığa asla izin vermeyecek. New York’taki bu çıkış, sadece bir temenni değil, bölgedeki askeri ve siyasi varlığın temel gerekçesi niteliğindeydi.
Terör Koridoruna ‘İkili Yapı’ Freni
Büyükelçi Yıldız’ın konuşmasındaki en can alıcı nokta, Suriye’nin ordusu, yargısı ve idaresinde hiçbir şekilde ‘ikili yapılara’ yer olmayacağı vurgusuydu. Bu ifade, Ankara koridorlarında uzun süredir konuşulan, terör örgütü PKK/YPG’nin bölgedeki kurumsallaşma çabalarına karşı en net duruşu simgeliyor. Ankara, Suriye’nin kuzeydoğusunda oluşturulmaya çalışılan özerk yapının, ülkenin toprak bütünlüğünü zehirleyen bir unsur olduğunu savunuyor. Bu çıkışla dünyaya şu mesaj veriliyor: Suriye’de kalıcı barış isteniyorsa, Şam merkezli tek bir yönetim mekanizması tesis edilmeli ve terör unsurlarının ‘yönetim birimi’ maskesi altına saklanmasına göz yumulmamalıdır.
İsrail’e 1974 Hatırlatması ve Bölgesel Riskler
Suriye sahasındaki bir diğer büyük risk faktörü ise İsrail’in devam eden askeri operasyonları. Türkiye, İsrail’in son bir buçuk yıldır Suriye topraklarındaki hareketliliğini yakından takip ediyor. Yıldız, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na dikkat çekerek İsrail’e uluslararası yükümlülüklerini hatırlattı. Bölgedeki gerilimin her an kontrolden çıkma ihtimaline karşı yapılan bu uyarı, Suriye’nin yeni bir bölgesel savaşın arenası haline gelmemesi için hayati önem taşıyor. Ankara, Suriye makamlarının bu anlaşmaya sadık kalmasını takdirle karşılarken, İsrail’in ‘istilacı’ olarak tanımlanan adımlarını durdurması çağrısını bir kez daha yineledi.
Hürmüz’e Alternatif: Enerji ve Ulaşım Köprüsü
Suriye sadece bir çatışma bölgesi değil, aslında devasa bir ekonomik potansiyel barındırıyor. Büyükelçi Yıldız, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklıkların bölge ekonomisine verdiği zarara değinerek, güvenli bir Suriye’nin nasıl bir kurtarıcı olabileceğini anlattı. İstikrar sağlanmış bir Suriye; Orta Doğu, Türkiye ve Avrupa arasında enerji hatlarından ulaşıma, ticaretten lojistik ağlara kadar dev bir ‘altın köprü’ işlevi görebilir. Bu vizyon, bölge halkının refahı kadar Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefine de doğrudan hizmet ediyor. Türkiye, milyonlarca Suriyeli için hayati önem taşıyan insani yardımların ve BM kuruluşlarıyla yürütülen koordinasyonun devam edeceğini belirterek, sahayı boş bırakmayacağının altını çizdi.






