Soruşturma Dosyasında Kritik İfadeler
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve toplamda 27 şüpheliden 19’unun tutuklu bulunduğu adli süreçte, zanlıların emniyet ile savcılık birimlerine verdikleri ifadeler olayın karanlık noktalarını aydınlatıyor. Dönemin Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürlüğü personeli İ.K.’nin beyanları, kazanın ardından başlatılan arama ve kurtarma faaliyetlerinin bilinçli bir biçimde nasıl akamete uğratıldığını gözler önüne seriyor.
“Israrla Belirttiğim Noktaya Yönelmiyorlar”
Şüpheli İ.K.’nin anlatımlarına göre, kazanın meydana geldiği gün istihbarat şubesinde çalışan görevli İ.U., baz istasyonlarından gelen sinyalleri inceleyerek enkazın konumunu 1,5 kilometrelik oldukça dar bir sahada nokta atışı belirledi. Bu kesin koordinat bilgisine rağmen kurtarma birimleri ilgili bölgeye sevk edilmedi ve enkaza ancak kazadan üç gün sonra ulaşılabildi. İ.K., konumu belirlemesine rağmen ekiplerin oraya gitmemesi üzerine meslektaşı İ.U.’nun duruma tepki göstererek, kendi tespit ettiği adrese ekiplerin bilerek gitmediğini söylediğini aktardı.
Asılsız Bilgi Notuyla Hedef Saptırma Girişimi
Gerçek lokasyonun bilinmesine karşın arama faaliyetlerinin neden günlerce yanlış bölgelerde yoğunlaştırıldığı sorusu, İ.K.’nin itiraflarında yanıt buldu. İ.K., olay günü Yazıcıoğlu’nun ayağının kırıldığı ve Göksun Devlet Hastanesine sevk edildiği yönündeki gerçeğe aykırı bilgi notunu basına ve resmi makamlara bizzat kendisinin ilettiğini kabul etti. Kurtarma operasyonlarının yönünü tamamen değiştiren ve çalışmaları sekteye uğratan bu asılsız belgenin, o dönem İstihbarat Amiri olarak görev yapan D.Ö.’nün talimatıyla oluşturulup dağıtıldığı kaydedildi.
Soruşturma Dosyasındaki Örgütsel Bağlantılar
Çalışmaların engellenmeye çalışıldığı süreçte, adı geçen şüphelilerin örgütsel temasları da yargı dosyasına yansıdı. Herhangi bir resmi görevi bulunmamasına rağmen kaza kırım heyetiyle bölgeye giderek helikopter üzerinden bazı önemli parçaları söktüğü belirtilen sivil K.K.’nin, 15 Temmuz askeri kalkışmasında Bolu-Düzce Sıkıyönetim Komutanı olarak görevlendirilen eski Tuğgeneral İ.G. ile iki defa, örgütün 9 ayrı mahrem sorumlusuyla ise çok sayıda iletişim kurduğu belirlendi. Diğer taraftan olay sırasında bölgede uçuş gerçekleştiren F-4 uçağının tutuklu pilotu A.A.’nın, örgütün sözde Türk Silahlı Kuvvetleri sorumlusu A.Ö. ile 2012-2014 yılları arasında 152 kez irtibata geçtiği belgelendi. Ayrıca A.Ö.’nün ikametgahında bulunan bir kitabın iç kısmında, pilot A.A.’nın eşinin parmak izinin tespit edildiği öğrenildi.
Hava Koşulları ve Sonik Patlama İddiaları
Soruşturmanın dikkat çeken bir diğer yönü olan, helikopterin askeri uçakların neden olduğu sonik patlamayla düştüğü yönündeki iddialar ise uçuş personeli tarafından reddedildi. Dosyada adı geçen pilotlar A.T., N.B., T.K. ve S.K., söz konusu patlama etkisiyle bir helikopterin düşürülmesinin bilimsel ve teknik açıdan imkansız olduğunu dile getirdi. Dosyadaki belgelere göre, Kaza Kırım Heyeti üyesi emekli astsubay B.Ç. de olayın kasıtlı bir eylem olmadığını, tamamen olumsuz hava şartlarından kaynaklandığını öne sürerek, o günkü meteorolojik şartlarda gerçekleştirilecek her 100 uçuştan neredeyse tamamında benzer bir durumun yaşanmasının kaçınılmaz olacağını ifade etti.
Kaynak: Haberler






