Diplomasinin Arka Odasında Yeni Bir Hamle
Ankara’nın diplomatik koridorları bugün, Orta Doğu siyasetinin en çok tartışılan ve bir o kadar da etkili figürlerinden birini ağırladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak’ın sahadaki en büyük askeri ve siyasi bileşenlerinden biri olan Haşdi Şabi Komisyonu Başkanı Falih el-Feyyad ile masaya oturdu. Bu buluşma, sıradan bir nezaket ziyaretinin çok ötesinde, bölgedeki kartların yeniden karıldığını ve Türkiye’nin rasyonel diplomasi hamlelerinde vites yükselttiğini gösteriyor. İstihbaratın mutfağından gelerek diplomasinin direksiyonuna geçen Fidan’ın, Feyyad ile kurduğu bu temas, ‘sahadaki realiteyi’ masaya yatırmanın en somut örneği olarak kayıtlara geçti.
Güvenlik ve Kalkınma Denklemi
Peki, Ankara neden Haşdi Şabi lideriyle doğrudan bir temas kurma ihtiyacı hissetti? Bu sorunun cevabı, Türkiye’nin son dönemde büyük bir titizlikle yürüttüğü ‘Kalkınma Yolu Projesi’nde gizli. Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak olan bu devasa ticaret koridoru, sadece bir altyapı projesi değil; aynı zamanda bölgenin makus talihini değiştirecek bir refah hamlesi. Ancak bu yolun güvenliği, Irak içindeki farklı odakların ve silahlı grupların tutumuna bağlı. Feyyad’ın temsil ettiği yapı, bugün Irak devletinin resmi bir parçası haline gelmiş durumda. Dolayısıyla, bu dev projenin selahiyeti için sahadaki en güçlü aktörlerle uzlaşı zeminini yoklamak, Türkiye için bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiş bulunuyor.
Terörle Mücadele ve Sincar Dosyası
Görüşmenin bir diğer kritik ayağını ise PKK ile mücadele oluşturuyor. Türkiye’nin Irak’ın kuzeyinde yürüttüğü operasyonlar ve bu operasyonların Sincar hattındaki izdüşümü, Haşdi Şabi’nin bölgedeki varlığıyla sık sık kesişiyor. Ankara, terör örgütünün bu bölgelerdeki hareket alanını kısıtlamak için Bağdat yönetimiyle kurduğu koordinasyonu, sahadaki unsurlarla da desteklemek istiyor. Falih el-Feyyad ile yapılan görüşme, özellikle Sincar çevresindeki karmaşık yapının çözülmesi ve PKK’nın oradaki lojistik hatlarının kesilmesi adına hayati bir öneme sahip. Fidan’ın ‘sessiz ama derinden’ yürüttüğü bu diplomasi, bölgede kalıcı bir huzur inşa etme çabasının parçası olarak değerlendiriliyor.
Realpolitik ve Gelecek Vizyonu
Orta Doğu’da ideolojik kalıpların yerini artık sert gerçekler ve ekonomik çıkarlar alıyor. Türkiye, komşularıyla olan ilişkilerinde ‘sıfır sorun’ ilkesini daha pragmatik bir zemine, yani ‘kazan-kazan’ formülüne oturtuyor. Feyyad gibi figürlerin Ankara’da ağırlanması, Türkiye’nin bölgedeki oyun kurucu rolünü pekiştirirken, aynı zamanda hiçbir aktörü dışarıda bırakmadan çözüm üretme kapasitesini sergiliyor. Vatandaşın güvenliğini sınır ötesinden başlatan ve sofradaki ekmeği büyütecek olan ticaret yollarını koruma altına alan bu görüşmeler, önümüzdeki günlerde Irak-Türkiye hattında çok daha somut iş birliklerinin kapısını aralayacak gibi görünüyor. Fotoğraf karesine yansıyan o ciddi duruş, aslında bölgenin geleceğine dair verilen net bir mesajdır: Ankara, masada da sahada da tavizsiz bir strateji izliyor.






