MENÜ
02 Haziran 2026 Salı
DOLAR 45,9381 ▲ %0,07
EURO 53,5546 ▲ %0,14
ALTIN 6.671,18 ▲ %0,78

Anadolu Arkeolojisinin Annesi Prof. Dr. Mellink’in Sadakat Yolculuğu

Anadolu’nun kadim toprakları, tarih boyunca pek çok kaşifi ve bilim insanını kendine çekmiş olsa da, çok azı Prof. Dr. Machteld Johanna Mellink kadar derin bir iz bırakabilmiştir. 1917 yılında Hollanda’da dünyaya gelen ve akademik kariyerini Amerika Birleşik Devletleri’nde taçlandıran Mellink, 1947 yılında adım attığı Mersin’in Tarsus ilçesindeki Gözlükule kazılarıyla Türkiye serüvenine başlamıştır. Bu başlangıç, sadece bir kariyerin değil, aynı zamanda kültürel bir sadakat öyküsünün de ilk adımı olmuştur. 1963 yılında Antalya’nın Elmalı ilçesine gelen Mellink, burada geçirdiği 40 yıl boyunca bölgenin tarihsel DNA’sını çözen en önemli figür haline gelmiştir.

Elmalı’nın Arkeolojik Mirası ve Mellink’in Bilimsel Vizyonu

Antalya’nın kuzeybatısında, Teke Yöresi’nin kalbinde yer alan Elmalı, deniz seviyesinden yaklaşık 1150 metre yükseklikte bir yayla kenti kimliği taşır. Tarımsal ekonomisiyle bilinen bu bölge, arkeolojik açıdan ise Likya, Pers ve Helenistik dönemlerin kesişme noktasıdır. Mellink, Karataş-Semayük kazılarında gün yüzüne çıkardığı M.Ö. 3000 yılına ait 500 küp mezar ile Anadolu arkeolojisinde yeni bir sayfa açmıştır. Ancak onun asıl başarısı, M.Ö. 525 yılına tarihlenen Kızılbel Tümülüsü ve Pers etkisini en net yansıtan Karaburun Tümülüsü’dür. Bu yapılar, duvar resim sanatının nadide örneklerini barındırması nedeniyle bugün dünya literatüründe eşsiz bir yere sahiptir.

Türkiye’de arkeolojik kazı süreçleri, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde sıkı bir denetim altında yürütülmektedir. Mellink, sadece bir kazı başkanı değil, aynı zamanda bölgedeki eserlerin yerinde korunması için Elmalı Müzesi’nin kuruluşuna öncülük eden bir vizyonerdir. Bölge halkıyla kurduğu insani bağ, onun sadece ‘hoca’ değil, ‘aileden biri’ olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Elmalı’da bir hastane yapılması için gösterdiği maddi ve manevi çabalar, arkeolojinin sadece geçmişi değil, bugünkü toplumu da iyileştirebileceğinin en somut kanıtıdır.

Vefa ve Miras: Bir Bilim Kadınının Küllerine Dönüşü

2006 yılında ABD’de 89 yaşında hayatını kaybeden Mellink’in vasiyeti, modern arkeoloji tarihinin en duygusal anlarından birine sahne olmuştur. Batı toplumlarında yaygın olan ancak Türkiye’de dini ve kültürel nedenlerle nadir uygulanan beden yakma (kremasyon) sonrası küllerin savrulması ritüeli, Mellink’in ‘ikinci vatanım’ dediği Elmalı için bir vasiyet olarak gerçekleşmiştir. Külleri, evladı gibi gördüğü Sadık Aytulum tarafından, kendi keşfi olan Kızılbel Tümülüsü’nün topraklarına savrulmuştur. Bu olay, bilimsel bir aidiyetin fiziksel bir kavuşmaya dönüşmesidir.

Günümüzde yerel yönetimlerin, kente değer katan isimleri ölümsüzleştirmesi hem bir vefa borcu hem de kültürel bir turizm stratejisidir. Elmalı Belediye Meclisi’nin aldığı kararla, tarihi eser deposunun bulunduğu caddeye ‘Prof. Machteld Johanna Mellink’ adının verilmesi, bu büyük bilim kadınının isminin sadece kitaplarda değil, her gün yürünülen sokaklarda da yaşayacağını göstermektedir. Arkeolojik mirasın korunması ve yerel sahiplenme bilinci, Mellink’in açtığı bu yolda Elmalı’nın dünya çapındaki değerini artırmaya devam edecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir