MENÜ
03 Haziran 2026 Çarşamba
DOLAR 45,9665 ▲ %0,03
EURO 53,4744 ▼ %0,06
ALTIN 6.611,00 ▼ %0,31

2430 Yıl Hapis İstemi: Dev Davada Çevre Şoku!

Marmara Sınırında Hukuk Fırtınası: Hesap Vakti

Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki dev duruşma salonu, bugün sadece Türkiye’nin değil, İstanbul’un geleceğini ve ekosistemini doğrudan ilgilendiren devasa bir dosyanın merkez üssü haline geldi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ekibine yönelik suçlamalar, bir aksiyon filmi senaryosunu aratmayacak kadar karmaşık ve derin. 407 sanıklı bu devasa davada, sadece siyasi figürler değil, aynı zamanda çevrenin kasten kirletilmesi ve orman kanununa muhalefet gibi doğayı merkeze alan ağır iddialar da masaya yatırılıyor.

Doğa ve Hukuk Arasındaki İnce Çizgi

Yeşil bülten penceresinden baktığımızda, iddianamenin en çarpıcı detaylarından biri ‘çevrenin kasten kirletilmesi’ ve ‘Maden ve Orman Kanunu’na muhalefet’ suçlamalarıdır. Bir şehrin yönetimi, sadece bütçeyi yönetmek değil, aynı zamanda o şehrin akciğerleri olan ormanları ve su kaynaklarını korumaktır. İddianamede yer alan 143 ayrı eylem, 160 milyar Türk lirası gibi astronomik bir kamu zararının yanı sıra, doğa üzerindeki telafisi güç tahribatlara da işaret ediyor. Maden kanununa muhalefet suçlaması, yer altı kaynaklarının kontrolsüzce veya hukuka aykırı şekilde müdahale edildiği şüphesini doğururken; bu durum ekolojik dengenin nasıl bir risk altına girdiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Örgüt Şeması ve Binlerce Yıllık Hapis İstemi

Soruşturma dosyasında çizilen örgüt şeması, davanın ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. Ekrem İmamoğlu’nun ‘örgüt elebaşı’ olarak nitelendirildiği iddianamede, kendisine doğrudan bağlı 10 üye ve alt kademelerde dallanan devasa bir yapı tarif ediliyor. İmamoğlu için talep edilen 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası, Türk hukuk tarihindeki en yüksek istemlerden biri olarak kayda geçiyor. Sadece İmamoğlu değil, Murat Ongun ve Fatih Keleş gibi isimler için de yüzyılları aşan hapis cezaları talep ediliyor. Bu cezaların arkasında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve kamu dolandırıcılığı gibi ağır suçların yanında, çevreyi hiçe sayan eylemlerin de bulunması, davanın bilimsel ve çevresel boyutunu daha da kritik hale getiriyor.

Vatandaşın Cebinden Çıkan Dev Devasa Rakamlar

Davanın mali boyutu, her bir vatandaşın doğrudan etkilendiği bir ekonomik krizi andırıyor. 160 milyar TL ve 24 milyon dolarlık menkul zararın yanı sıra, Türkiye genelindeki 95 taşınmazın suç gelirleriyle bağlantılı olduğu iddia ediliyor. Bu rakamlar, kentsel dönüşümden çevre düzenlemesine kadar harcanması gereken devasa kaynakların nasıl buharlaştığına dair ciddi bir soru işareti oluşturuyor. Eğer bu fonlar çevre projelerinde, ormanlaştırma çalışmalarında ve sürdürülebilir şehir modellerinde kullanılsaydı, bugün çok daha yeşil bir İstanbul’u konuşuyor olabilirdik. Mahkeme süreci, bu kaynakların nereye aktığını ve çevre üzerindeki etkilerini her gün yeni bir tanık ifadesiyle gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor.

Duruşmanın Seyri ve Etkin Pişmanlık Beklentisi

Şu an duruşma salonunda İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek’in çapraz sorgusu devam ederken, gözler etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen sanıklara çevrilmiş durumda. Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız gibi isimlerin vereceği bilgiler, bu devasa ‘ekolojik ve ekonomik suç’ sarmalının henüz keşfedilmemiş noktalarını aydınlatabilir. İstanbul’un beton yığınına dönüştürülme sürecinde hangi ihalelerin kimlere gittiği ve hangi yeşil alanların feda edildiği, bu davanın sonunda netlik kazanacak. Adalet terazisi, hem kamu malını hem de doğanın hakkını korumak için bugün Marmara’da tartılıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir