Zonguldak’ta Bir Ailenin Dünyası Başına Yıkıldı
Zonguldak’ın sessiz sokakları bugünlerde bir evladını yitirmenin derin sızısını yaşıyor. Henüz hayatının baharında, 14 yaşındaki Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu öğrencisi Çağla Savaş, günlerce süren bir yaşam mücadelesinin ardından aramızdan ayrıldı. Ancak bu gidiş, geride sadece gözyaşı değil, kocaman bir ‘neden’ sorusunu da bıraktı. Ailenin iddiasına göre hastane kapılarında geçen o kritik günler, gencecik bir canın kurtarılması için yeterli olamadı. Sokaktaki vatandaşın isyanı ise tek bir noktada birleşiyor: Bu ihmal değilse nedir?
Sıradan Bir Baş Ağrısı Sanıldı Ama…
Her şey geçtiğimiz günlerde Çağla’nın ateşlenmesi ve şiddetli baş ağrısıyla başladı. Ailesi telaşla Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin yolunu tuttu. Acil serviste yapılan kan tahlilleri, takılan serumlar ve verilen antibiyotiklerin ardından ‘bir şeyi yok’ denilerek evine gönderildi. Kimse o an bu ağrının bir felaketin habercisi olduğunu tahmin edememişti. Ancak ertesi gün tablo daha da ağırlaştı. Çağla’nın durumu düzelmek bir yana, her geçen saat daha da kötüye gidiyordu.
Ailesi pes etmedi, ikinci kez aynı acile koştular. Yine benzer bir tedavi, yine ‘takip edelim’ telkinleri… Takvimler ilerledikçe Çağla’da artık ‘ense sertliği’ dediğimiz o kritik belirti ortaya çıkmıştı. Uzman bir hekime götürüldüğünde de yine antibiyotik tedavisi uygun görüldü. Oysa o sessiz sinsi düşman, yani menenjit, vücudu çoktan ele geçirmeye başlamıştı. Hastane koridorlarında geçen bu dört kritik günün ardından durumun vahameti, ancak üniversite hastanesinde anlaşılabildi.
Menenjit Teşhisi ve Amansız Mücadele
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’ne ulaşıldığında artık bilinç kaybı başlamıştı. Yapılan tetkiklerde menenjit ön tanısı konuldu ve Çağla hemen yatırıldı. Beyindeki baskıyı azaltmak için yapılan o zorlu ameliyat, ardından gelen entübe süreci ve yoğun bakımın soğuk duvarları arasında geçen bir hafta… Tüm Zonguldak, Çağla’dan gelecek iyi bir haberi bekliyordu. Ancak tüm çabalara rağmen 14 yaşındaki Çağla hayata gözlerini yumdu. Gencecik bir canın bu şekilde solup gitmesi, sağlık sistemindeki ‘bak-gönder’ anlayışını bir kez daha tartışmaya açtı.
Okul Sırası Boş, Yürekler Paramparça
Çağla Savaş için düzenlenen cenaze töreninde sadece hıçkırık sesleri vardı. Karaelmas Akçabağlık Camisi’nde kılınan cenaze namazında öğretmenleri, arkadaşları ve sevenleri saf tuttu. Henüz 8. sınıf öğrencisi olan bir gencin tabutu başında durmak, oradaki herkes için tarif edilemez bir acıydı. Babası Emrah Savaş ve kardeşlerinin ayakta durmakta zorlandığı o anlar, sokağın öfkesini ve üzüntüsünü bir kez daha körükledi. Gencecik bir beden Kırat Mezarlığı’nda toprağa verilirken, akıllarda tek bir düşünce vardı: Erken teşhis konsaydı Çağla bugün okul sırasında olacak mıydı?
Menenjit gibi hızlı ilerleyen hastalıklarda saniyelerin bile önemi varken, bir çocuğun günlerce hastane kapılarından evine gönderilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Ailenin yaşadığı bu tarifsiz acı, umarız ki başka canların yanmaması için ciddi bir soruşturmanın fitilini ateşler. Sokak bugün üzgün, sokak bugün öfkeli; çünkü bir fidan daha ihmal iddialarının gölgesinde toprağa düştü.






