Eskişehir’in verimli toprakları üzerinde yükselen hobi bahçeleri, son yıllarda doğayla iç içe olma hayali kuran vatandaşların gözdesi haline geldi. Ancak bu popüler yaşam alanlarının perde arkasında, hem doğayı hem de hayvan haklarını hiçe sayan ciddi sorunlar birikmeye başladı. Gazeteci Nevşin Mengü’nün gündeme taşıdığı çarpıcı iddialar, kentteki hobi bahçesi kültürünün karanlık bir yüzünü ortaya koydu. Sosyal medya üzerinden gelen bir ihbar, bu alanlardaki sahipsiz bırakılan hayvanların dramını gözler önüne seriyor.
Hobi Bahçelerinde Görünmeyen Dram: Zincirli Hayvanlar
Bir vatandaşın Nevşin Mengü’ye ulaştırdığı mesajda dile getirilen şikayetler, duyarlı yürekleri derinden sarsıyor. Eskişehir’deki bazı hobi bahçesi sahiplerinin, güvenlik ya da hobi amacıyla bu alanlara köpek bağladığı; ancak bu hayvanların temel ihtiyaçlarını karşılamaktan geri durduğu iddia ediliyor. ‘Bu hayvanların önüne bir kap su, biraz ekmek bırakıp günlerce uğramıyorlar’ diyen vatandaş, haftada bir yapılan ziyaretlerin hayvanlar için bir yaşam mücadelesine dönüştüğünü vurguluyor. Uzun süre zincire bağlı kalan ve sosyal etkileşimden mahrum kalan hayvanların zamanla vahşileştiği, bu durumun hem hayvan sağlığı hem de çevre güvenliği açısından büyük bir risk oluşturduğu belirtiliyor.
Tarım Arazilerinin Geleceği Tehlikede Mi?
Konunun sadece hayvan haklarıyla sınırlı olmadığını hatırlatan Nevşin Mengü, tarım arazilerinin korunmasına dair de kritik bir çağrıda bulundu. Hobi bahçelerinin plansız bir şekilde yaygınlaşması, verimli toprakların parçalanmasına ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olabiliyor. Mengü, belediyelerin ve bakanlıkların bu konuda daha kararlı adımlar atması gerektiğini savunarak, ‘Evvela tarım arazilerini korusunlar, hayvana işkenceyi önlesinler’ ifadelerini kullandı. Bu çağrı, aslında bir yaşam alanının sadece insan konforu için değil, tüm canlıların hakkını gözeterek inşa edilmesi gerektiğine dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
Denetim ve Şefkat Odaklı Yeni Bir Düzen Şart
Eskişehir gibi eğitimli ve duyarlı nüfusun yoğun olduğu bir şehirde, bu tür görüntülerin yaşanması toplum vicdanını yaralıyor. Hobi bahçelerinin birer ‘vicdansızlık alanı’ haline gelmemesi için yetkililerin denetimlerini sıklaştırması bekleniyor. Sadece fiziksel yapılar değil, bu bahçelerde barındırılan canlıların yaşam koşulları da düzenli olarak kontrol edilmeli. Bir canlının sorumluluğunu almak, ona sadece bir alan tahsis etmek değil, onun sevgi ve bakım ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaktır. Gençlerimize ve çocuklarımıza miras bırakacağımız bu topraklar, sadece betondan ve çitlerden değil, merhametten ve adaletten de inşa edilmelidir. Denetimsiz bırakılan her karış toprak, ileride daha büyük sosyal ve ekolojik sorunların habercisi olabilir.






