Sanayi ve Finansmanda Kritik Dönem Başlıyor
Türkiye ekonomisinin 2026 yılı ilk çeyrek büyüme rakamları netleşti. Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirerek piyasalara ve iş dünyasına önemli mesajlar verdi. Üretim yöntemine göre hesaplanan verilerde Türkiye ekonomisi, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 2,5 oranında bir artış kaydetti. Toplam GSYH tutarı ise cari fiyatlarla 16 trilyon 999 milyar 977 milyon liraya ulaşarak devasa bir hacme ulaştı.
Büyüme performansının kesintisiz 23 çeyrektir devam etmesi ekonomi çevrelerinde olumlu bir sinyal olarak görülse de açıklanan yüzde 2,5’lik oran beklentilerin gerisinde kaldı. ATO Başkanı Baran, dünya genelinde artan ekonomik belirsizliklerin, ticari korumacılığın ve jeopolitik risklerin Türkiye üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Küresel sarsıntıların sürdüğü bir ortamda büyümenin pozitif bölgede kalmasının son derece kıymetli olduğunu ifade eden Baran, sanayi sektöründeki daralma riskine karşı hükümeti ve ilgili kurumları uyardı.
Sanayi üretimindeki yavaşlamanın sadece rakamlardan ibaret olmadığını belirten Baran, bu durumun doğrudan istihdam ve ihracat kapasitesini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası gereği yükselen finansman maliyetleri, reel sektörün hareket alanını ciddi ölçüde kısıtlıyor. İşletmelerin yüksek kredi faizleri ve nakit akışındaki daralma ile mücadele ettiği bu hassas dönemde, üretimin sürdürülebilirliği için yeni destek mekanizmalarının devreye alınması talep ediliyor.
Türkiye’nin enflasyon hedeflerine bağlı kalmasının uzun vadeli istikrar için şart olduğunu dile getiren Baran, yatırım iştahının korunması gerektiğini söyledi. Özellikle yerli üreticinin küresel rekabette zayıf düşmemesi adına finansmana erişim kolaylığı ve işletme giderlerini hafifletecek düzenlemeler bekleniyor. Ekonominin yeniden güçlü bir ivme yakalaması, reel sektörün omuzlarındaki yüklerin hafifletilmesine bağlanıyor. İş dünyası temsilcileri, büyümenin sadece rakamsal değil, sanayi odaklı ve niteliksel olarak devam etmesini istiyor.
Büyüme verilerinin ardından gözler ekonomi yönetiminin atacağı yeni adımlara çevrildi. Vatandaşın alım gücü ile işletmelerin hayatta kalma mücadelesi arasındaki dengeyi korumak, önümüzdeki çeyreklerin en büyük sınavı olacak. Türkiye ekonomisinin küresel şoklara karşı dirençli kalabilmesi için üretim çarklarının durmaksızın dönmesi gerektiği, açıklanan son rakamlarla bir kez daha teyit edilmiş oldu.
Kaynak: Ekonomim Tv






