MENÜ
05 Haziran 2026 Cuma
DOLAR 46,0898 ▲ %0,12
EURO 53,7037 ▲ %0,21
ALTIN 6.616,59 ▼ %0,10

Türk Çeliğinde İthalat Krizi: Rakamlar Alarm Veriyor

Üretim Artıyor Ama Kârı Kim Alıyor?

Türkiye ham çelik üretiminde vites yükseltti ancak bu parlak rakamların arkasında sektörün canını sıkan ciddi bir tablo var. İlk çeyrekte 9,7 milyon tona ulaşan üretim, sanayicinin ayakta kalma çabasını gösterse de ithalat cephesinden gelen veriler oyunun kuralının değiştiğini fısıldıyor. Mart ayında üretim yüzde 6,4 artsa da, piyasadaki asıl hareketliliği ithal ürünler domine ediyor. Yani biz üretiyoruz ama pazarın kaymağını başkaları yiyor. Bu çarpıklık sürdürülebilir değil.

İthalat Canavarı Yerli Üretimi Yutuyor

Tüketim verilerine baktığımızda mart ayında yüzde 20,9’luk devasa bir artış görüyoruz. İlk bakışta bu durum piyasanın canlandığına işaret etse de, bu talep yerli üreticiden mi karşılanıyor? Kesinlikle hayır. Mart ayında çelik ürünleri ithalatı yüzde 38,2 gibi korkunç bir oranla fırlayarak 1,6 milyon tona çıktı. Bu sadece kuru bir istatistik değil; bu, yerli sanayicinin kendi evinde, kendi pazarında yabancı üreticiye alan kaptırması demek. İhracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 84,5’ten yüzde 77,8’e gerilemesi, dış ticaret dengesinin çelik sektörü üzerinden nasıl sarsıldığının en net kanıtıdır.

Avrupa Kapısında Fırsat mı Yoksa Tuzak mı?

Körfez Bölgesi ve Orta Doğu’daki gerilimler tedarik zincirlerini altüst ederken, Türk çeliği için Avrupa pazarında bir boşluk oluştuğu iddia ediliyor. Çinli üreticilerin maliyet baskısıyla geri çekilmesi bir fırsat gibi görünse de madalyonun diğer yüzü oldukça karanlık. Hurda ve enerji fiyatlarındaki kontrolsüz yükseliş, Türk sanayicisinin rekabet gücünü törpülüyor. Navlun ve sigorta giderleri katlanırken, Avrupa Birliği’nin korumacı duvarları her geçen gün daha da yükseliyor. Coğrafi yakınlık avantajı, artan maliyetler ve bürokratik engeller arasında sıkışıp kalmış durumda.

Küresel Korumacılık Dalgası ve Türkiye’nin Geleceği

Dünya artık serbest ticaret masallarını bir kenara bıraktı. Birleşik Krallık çelik sektörünü kritik ilan edip kotaları yüzde 60 oranında düşürürken, Hindistan ve Endonezya büyüme stratejilerini tamamen kendi çelik sektörlerini korumak üzerine inşa ediyor. Türkiye ise şu an dampingli ithalatın açık hedefi haline gelmiş durumda. Eğer sektör, kontrolsüz ithalata karşı sert, radikal ve caydırıcı önlemlerle korunmazsa, 9,7 milyon tonluk üretim başarısı sadece kağıt üzerinde bir teselli ikramiyesi olarak kalacak. Sanayici sadece üretmek değil, ürettiğini hak ettiği değerden satmak istiyor. Bu denge kurulmadığı sürece Türk çeliği her küresel fırtınada ilk yara alan cephe olmaya devam edecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir