Büyüyen Ekonomi Kimin Cebini Dolduruyor?
Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 oranında büyüme kaydetti ve üst üste 23 çeyrektir kesintisiz büyüme serisini sürdürdü. Ancak kağıt üzerindeki bu büyüme, sokaktaki vatandaşın geçim mücadelesiyle taban tabana zıt bir tablo ortaya koyuyor. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri, büyümenin lokomotifi olması gereken üretimin değil, tüketimin ve hizmetler sektörünün sırtında yükseldiğini açıkça kanıtlıyor. Vatandaşın alım gücü erirken, büyüme rakamlarının sadece belirli kesimlerin hanesine artı yazdığı gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız.
Sanayi Sektörü Alarm Veriyor
Açıklanan TÜİK verilerinin en karanlık noktası, üretimin ve kalıcı istihdamın kalbi olan sanayi sektöründeki yüzde 0,8’lik daralma oldu. İmalat sanayisi ise yüzde 1,4 küçülerek alarm zillerini daha yüksek sesle çalmaya başladı. İnşaat, finans ve bilgi-iletişim gibi alanlar büyürken, katma değer üreten sanayinin kan kaybetmesi, ülkenin üretim gücünün zayıfladığını gösteriyor. Sanayi üretmeden büyüyen bir ekonomi, gelecekte daha büyük cari açık ve istihdam sorunlarıyla karşılaşmaya mahkumdur.
Vatandaş Borçla ve Tüketimle Hayatta Kalıyor
Verilere göre yerleşik hanehalklarının tüketim harcamaları yüzde 4,8 oranında arttı. Bu artış, refah seviyesinin yükselmesinden değil, vatandaşın enflasyonist ortamda “bugün almazsam yarın daha pahalı olacak” korkusuyla gelecekteki gelirini bugünden harcamasından kaynaklanıyor. Yani tüketim odaklı büyüme, sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmayı değil, borç sarmalını besliyor. Üstelik işgücü ödemelerinin milli gelirden aldığı pay yüzde 42,7 seviyesinde çakılı kaldı. Ekonomi büyürken emeğin bu büyümeden aldığı payın yerinde sayması, adaletsiz bölüşümün en net kanıtıdır.
Beklentilerin Altında Kalan Performans
Ekonomistlerin 2026’nın ilk çeyreği için büyüme beklentisi yüzde 2,7 seviyesindeydi. Gerçekleşen yüzde 2,5’lik büyüme, beklentilerin altında kalındığını ve ekonomik aktivitede bir yavaşlama eğiliminin başladığını gösteriyor. Geçmiş yılların büyüme grafiğine bakıldığında, 2021 yılındaki yüzde 11,8’lik büyüme hızından bugün gelinen nokta, ekonominin hızla ivme kaybettiğini ortaya koyuyor. Bu yapısal tıkanıklık aşılmadığı sürece, açıklanan hiçbir büyüme rakamı halkın mutfağındaki yangını söndürmeye yetmeyecektir.
Kaynak: Ekonomim Tv






