Üretim ve İhracat Cephesinde Zorlu Dönem
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılının ilk çeyreğine dair Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini paylaştı. Verilere göre Türkiye ekonomisi, yılın ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 2,5 büyüme kaydetti. Bu sonuçla birlikte Türkiye, üst üste 23 çeyrektir kesintisiz büyüme serisini sürdürerek küresel çaptaki belirsizliklere karşı dayanıklılığını kanıtladı. Ancak büyümenin kompozisyonuna bakıldığında, hane halkı tüketiminin başrolü oynadığı, sanayi ve ihracat tarafında ise ivme kaybı yaşandığı görülüyor.
İş dünyası temsilcileri, büyümenin devam etmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirirken, özellikle sanayi sektöründeki yüzde 0,8’lik daralmaya dikkat çekiyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, küresel belirsizliklerin ve enerji maliyetlerinin ihracat rakamlarını baskıladığını ifade etti. Olpak, ihracatın yüzde 12,7 oranında daraldığı bir dönemde yüzde 2,5’lik genel büyüme oranının önemli bir başarı olduğunu, ancak üretim ve ihracat mekanizmalarının daha fazla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin genç nüfus yapısı ve ticari esnekliği sayesinde jeopolitik risklere rağmen dirayetini koruduğunu belirtti. Avdagiç, sanayi üretiminin negatif bölgede kalmasının ekonomi yönetimi için dikkate alınması gereken bir sinyal olduğunu hatırlatarak, doğrudan yatırımların teşvik edilmesinin ve yeni pazar arayışlarının kritik önem taşıdığını söyledi. MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir ise yatırım harcamalarındaki artışın reel sektörün direncini gösterdiğini ancak sanayinin dışsal şoklardan korunması için güçlü bir modele ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın, büyümenin hane halkı tüketimine dayalı olmasının sürdürülebilirlik açısından risk taşıdığını ifade etti. Sanayideki küçülmenin bir uyarı niteliği taşıdığını söyleyen Aydın, enerji maliyetlerinde rekabetçi fiyatlandırma ve KOBİ’lere yönelik teşviklerin hızla devreye alınması gerektiğini ekledi. Öte yandan, tarım sektöründeki yüzde 4,6’lık büyüme, gıda arzı ve dezenflasyon süreci açısından umut verici bir gelişme olarak kayıtlara geçti. İş dünyası, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve üretim odaklı bir modelle büyümenin daha sağlıklı bir zemine oturacağı konusunda birleşiyor.
Kaynak: Ekonomim Tv






