Tatil Bitti, Gerçeklerle Yüzleşme Vakti Başlıyor
Dokuz günlük Kurban Bayramı tatilinin rehaveti geride kalırken, Türkiye ekonomisini son yılların en kritik virajlarından biri bekliyor. Ankara koridorlarında bürokrasinin o soğuk ve sessiz diliyle hazırlanan raporlar, önümüzdeki günlerde ardı ardına açıklanacak. Bu veriler sadece piyasaları değil, doğrudan market raflarını, mutfaktaki yangını ve cebinizdeki paranın değerini belirleyecek. Siyasetin ve ekonominin karar vericileri nefeslerini tuttu; çünkü haziran ayı tam anlamıyla bir hesaplaşma dönemine sahne olacak.
Büyüme Rakamları ve Enflasyon Kıskacı
Hükümetin en çok güvendiği kalemlerin başında gelen büyüme rakamları sahneye çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ilk çeyreğine ilişkin büyüme verilerini masaya koyacak. Ekonomistler yıllık bazda yüzde 2,7’lik bir artış öngörse de vatandaşın hissettiği büyüme ile kağıt üzerindeki rakamlar arasındaki makas açılmaya devam ediyor. Hemen ardından gelecek olan mayıs ayı enflasyon verileri ise asıl fırtınanın kopacağı yer. Nisanda yüzde 32,37’ye ulaşan yıllık enflasyonun yeni rotası, asgari ücretliden emekliye kadar milyonlarca insanın alım gücünü doğrudan sarsacak.
Merkez Bankası Faiz Silahını Çekecek mi?
Haziran ayının en büyük kırılma noktası ise şüphesiz Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun alacağı faiz kararı olacak. Şu an yüzde 37 seviyesinde sabit tutulan politika faizinin kaderi, 11 Haziran’da netleşecek. Küresel enerji fiyatlarındaki oynaklık ve jeopolitik risklerin gölgesinde alınacak bu karar, kredi kartı faizlerinden konut kredisi oranlarına kadar her şeyi altüst edebilir. Vatandaşın borçlanma maliyeti artarken, Merkez’in atacağı adım piyasalardaki likidite sıkışıklığını daha da derinleştirebilir.
Bütçedeki Dev Delik ve İşsizlik Kabusu
Arka planda çığ gibi büyüyen bir diğer kriz ise bütçe açığı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklayacağı mayıs ayı bütçe sonuçları, devletin gelir-gider dengesindeki bozulmayı gözler önüne serecek. Nisan ayındaki 338,7 milyar liralık devasa açığın ardından, yeni verilerin vergilerde yeni bir artış dalgasını tetikleyip tetiklemeyeceği merak konusu. Öte yandan, kağıt üzerinde düşüş eğiliminde gösterilen işsizlik oranları da nisan ayı verileriyle test edilecek. Sokaktaki genç işsizliği ile resmi rakamların ne kadar uyuştuğu bir kez daha tartışma yaratacak.
Kaynak: Ekonomim Tv






