Türkiye’nin her yıl milyonlarca gencin geleceğini ve hayallerini şekillendiren eğitim maratonu, bu kez sınırları aşarak dünya çapında bir akademisyenin masasına konuk oldu. Oxford ve Cambridge gibi dünyanın en saygın üniversitelerinde matematik dersleri veren, bilimi herkes için eğlenceli hale getirmeyi amaçlayan Dr. Tom Crawford, YouTube kanalında gerçekleştirdiği bir deneyle Türk eğitim sisteminin kalbi sayılan YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) sorularıyla yüzleşti. Crawford’un 2021 yılına ait TYT matematik testine karşı verdiği bu samimi mücadele, sadece rakamların değil, aynı zamanda müthiş bir zaman baskısının ve insan iradesinin hikayesi haline geldi.
Dünya Devini Zorlayan Zaman Baskısı ve Sınav Gerçeği
Dr. Crawford, toplam 40 sorudan oluşan matematik testinde yaklaşık 1,5 saatlik bir mesai harcayarak ancak 30 soruyu yanıtlayabildi. Oysa Türkiye’deki sınav kurallarına göre adayların bu soruları da kapsayan 120 soruluk bütünü 135 dakika içerisinde çözmesi, yani matematik testi için ortalama 40-50 dakika ayırması bekleniyor. Deneyin sonunda “Beynim yanmış durumda” ifadesini kullanan İngiliz matematikçi, soruların zorluğundan ziyade, bu kadar kısa sürede bu kadar yoğun bir bilişsel eylemin gerçekleştirilmesinin imkansızlığına dikkat çekti. Bu durum, Türkiye’nin 81 ilinde, her türlü sosyo-ekonomik zorlukla başa çıkarak sınav salonuna giren milyonlarca gencin omuzlarındaki psikolojik ve zihinsel yükü bir kez daha dünya gündemine taşıdı.
Türkiye’de üniversiteye giriş süreci, sadece akademik bir başarı ölçütü değil, aynı zamanda toplumsal bir fenomendir. Her yıl yaklaşık 3 milyona yakın adayın katıldığı bu devasa organizasyon, ÖSYM (Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi) tarafından titizlikle yürütülür. Sınavın hukuksal ve teknik altyapısı, aday sayısının çokluğu nedeniyle eleme odaklı ve son derece disiplinli bir şekilde kurgulanmıştır. Türkiye’nin coğrafi yayılımı göz önüne alındığında, en ücra köylerden büyük metropollere kadar her genç, aynı sorularla ve aynı saniyelerle yarışarak geleceğini kurmaya çalışır. Crawford’un da şaşkınlıkla belirttiği gibi, Avrupa’daki pek çok sınavda odak noktası derinlemesine analizken, Türkiye’deki sistemde hız ve pratiklik başarının anahtarı olarak konumlanmaktadır.
Uzman Gözüyle Matematik ve Eğitim Metotları Arasındaki Fark
Eğitim uzmanları, Crawford’un yaşadığı bu deneyimin Türkiye’deki eğitim metodolojisinin bir aynası olduğunu savunuyor. Analitik düşünce yerine sınav odaklı bir hazırlık sürecinin hakim olduğu sistemde, öğrenciler formülleri hayatın içinde kullanmak yerine, onları saniyeler içinde sonuca ulaştıracak birer araç olarak ezberlemek zorunda kalıyor. Türkiye genelinde yürütülen akademik süreçlerde, öğrencilerin bu sınavlara hazırlık aşamasında binlerce soru çözmesi ve adeta bir sporcu disipliniyle hız antrenmanı yapması gerekiyor. Uzmanlara göre, Dr. Crawford gibi bir matematik dehası bile olsa, sistemin içindeki soru kalıplarına ve “ÖSYM dili”ne aşina olmayan birinin bu zaman baskısıyla başa çıkması mümkün görünmüyor.
Sonuç olarak, 2021 yılının o “son yılların en zoru” olarak nitelendirilen matematik soruları, Oxford’un koridorlarından gelen bir profesörü bile duraksatmış olabilir. Ancak bu durum, Türk gençlerinin ne kadar büyük bir zaman yönetimi yeteneğine ve stres toleransına sahip olması gerektiğini kanıtlıyor. Toplumsal bir kaygı kaynağı haline gelen bu yarış, eğitimdeki fırsat eşitliği ve ölçme-değerlendirme yöntemlerinin evrensel standartlarla nasıl harmanlanması gerektiği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendiriyor. Crawford’un samimi itirafı, belki de bize sayıların ötesindeki o büyük sınavı; yani hayatın kendisini ve ona hazırlanan gençlerin emeğini hatırlatıyor.






