Eğitime yapılan her kuruş yatırımın, günün sonunda şehrin ticaret hanesine artı değer olarak dönmesi gerekir. Son yıllarda yerel yönetimlerin ve okulların teknoloji yatırımlarına harcadığı devasa bütçeleri gördükçe aklıma hep o meşhur soru geliyor: Bu işten Kayseri’nin kazancı ne? Bilgisayar sınıfları kurmak, çocukların eline tablet sıkıştırmak ya da sınıfları akıllı tahtalarla donatmak tek başına bir vizyon mudur, yoksa sadece bütçe tüketmekten mi ibarettir?
Pasif Tüketici mi Üretici mi Yetiştiriyoruz?
Konunun kökenine inmek için 1980’li yıllara, kişisel bilgisayarların dünyayı kasıp kavurmaya başladığı döneme gitmek gerekiyor. O yıllarda eğitim dünyası ikiye bölünmüştü. Bir kesim, bilgisayarı öğretmenin yerine geçecek yorulmaz bir bilgi aktarma aracı olarak görüyordu. Öğrenci oturacak, ekrandan bilgiyi alacak ve sistem onu test edecekti. Ancak bu yaklaşım, çocukları sadece teknolojinin pasif birer tüketicisi yapmaktan öteye gidemedi. Bugün Kayseri’de de benzer bir hataya düşme riskimiz var. Eğer çocuklarımıza sadece hazır programları kullanmayı öğretiyorsak, geleceğin dijital amelelerini yetiştiriyoruz demektir. Şehrin sanayisini ve ticaretini sırtlayacak beyinler böyle yetişmez.
Seymour Papert’ın Devrimsel Logo Yaklaşımı
Tam da bu tartışmaların ortasında, MIT’den yükselen dahi matematikçi Seymour Papert ezberleri bozmuştu. Papert, bilgisayarların çocuklara bir şeyler öğretmesi yerine, çocukların bilgisayara hükmetmesi gerektiğini savunuyordu. Dünyayı “Logo” adı verilen yazılım diliyle tanıştıran bu vizyoner bilim insanı, çocukların kendi oyunlarını ve programlarını yazarak düşünme becerilerini geliştirmelerini hedefledi. İşte Kayseri esnafının, sanayicisinin ve yerel yöneticilerinin kavraması gereken tam olarak bu felsefedir. Bizim pahalı donanımlara değil, çocukların zihnini açacak, onlara algoritmik düşünmeyi öğretecek sistemlere ihtiyacımız var.
Kayseri Sanayisinde Dijital Dönüşümün Anahtarı
Organize Sanayi Bölgemizde üretim yapan devasa fabrikalarımız var. Mobilyadan metal sanayisine kadar her sektörde üretim süreçleri artık dijitalleşiyor. Eğer biz yerel düzeyde, Seymour Papert’ın vizyonuyla kodlama bilen, yazılım üretebilen nesiller yetiştirebilirsek, Kayseri sanayisi dışa bağımlılıktan kurtulur. Kendi otomasyon sistemini yazan, kendi dijital pazarlama ağını kuran bir gençlik, şehrin ihracat rakamlarını yukarı taşıyacaktır. Belediye bütçelerinden teknoloji merkezlerine ayrılan payların, sadece ‘teknoloji şovları’ için değil, bu tarz katma değerli eğitimler için harcanıp harcanmadığını yakından takip etmeliyiz. Parayı taşa toprağa ya da ithal teknoloji kutularına yatırmak yerine, insanımızın zekasına yatırmak Kayseri’ye en büyük ticari kazancı sağlayacaktır.
Kaynak: Hürriyet






