Üniversite Amfileri Boşuna mı Aşınıyor?
Yıllarca dirsek çürüttüğün o tozlu amfiler, sabahın köründe trafiğe girip yetişmeye çalıştığın dersler ve binbir emekle aldığın o havalı diploma… Hepsi koca bir yalan mıydı? Şehir hayatının zorlukları altında ezilen, çocuklarını okutmak için dişinden tırnağından artıran anne babaların en büyük güvencesi olan ‘altın bilezik’ kavramı, bugünlerde yerle bir oluyor. Yapay zeka denilen o görünmez güç, artık sadece fabrikadaki işçinin değil, plazalarda kahvesini yudumlayan beyaz yakalının da ensesinde boza pişiriyor.
Gazi Üniversitesi’nden Korkutan Uyarı
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Kadriye Bacanak, meselenin ciddiyetini öyle bir ortaya koydu ki, uykularınızın kaçmaması elde değil. Bugün bir bölüme giren gencin, dört yıl sonra mezun olduğunda elindeki diplomanın yapay zeka tarafından çoktan ’emekli edilmiş’ bir mesleğe ait olma riski artık bir şehir efsanesi değil, acı bir gerçek. Beyaz yakalıların o korunaklı kaleleri, algoritmaların istilası altında. Lisans programlarının sonunda elde edilen o kağıt parçası, yapay zekanın saniyeler içinde hallettiği işler karşısında hükmünü yitiriyor.
Şehir Hayatının Yeni Gerçeği: Dijital Kıyamet
Kent yaşamının her geçen gün zorlaştığı, geçim derdinin insanın gırtlağına çöktüğü şu dönemde, gençlerin ‘okusam ne olacak?’ sorusu artık bir tembellik emaresi değil, bir varoluş kaygısıdır. Yükseköğrenim sistemi, bu dijital kasırgaya karşı ne kadar dirençli? Prof. Dr. Bacanak, yapay zeka çağının yükseköğrenimi nasıl kökten dönüştürdüğünü sorgularken, aslında hepimizin içindeki o büyük korkuyu dillendiriyor. Veri analizi, raporlama, hatta yaratıcı yazarlık bile artık bir yazılımın insafına kalmış durumda.
Gelecek Değil, Tam Olarak Bugün Tehdit Altında
Bu sadece geleceğin sorunu değil; şu an otobüste, metroda, metrobüste işine gitmeye çalışan milyonlarca üniversite mezununu ilgilendiren bir beka meselesidir. Teknoloji devleri ‘yapay zeka işleri elimizden almayacak, sadece kolaylaştıracak’ masallarını anlatadursun, sahadaki gerçek çok daha sert. Eğer eğitim sistemi bu hıza ayak uyduramazsa, sokaklar işsiz diplomalılarla dolmaya devam edecek. Mesleklerin bu denli hızlı ikame edildiği bir çağda, dört yıllık bir eğitimin hantallığına güvenmek, freni patlamış bir kamyonun önüne geçmekten farksız.






