MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

36 Yıl Sonra Gelen Zafer: Berrin Özen’in Büyük Sırrı

36 Yıllık Sessiz Direnişin Perde Arkası

Berrin Özen’in hikayesi, sadece bir azim öyküsü değil; aynı zamanda 1980’lerin katı toplumsal yapısına ve aile içi hiyerarşiye karşı verilmiş, on yıllara yayılan stratejik bir mücadelenin dışavurumu. 1986 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi gibi prestijli bir okulu kazanmasına rağmen, babasının ‘kız çocukları okumaz’ şeklindeki mutlak engeline takılan Özen, bu durumu bir kabulleniş değil, ertelenmiş bir hedef olarak zihnine kazıdı. O dönemde asker emeklisi olan bir babanın otoritesine karşı gelmek yerine, doğru zamanı beklemeyi tercih eden Özen’in bu sessiz bekleyişi tam 36 yıl sürdü.

Neden Gazetecilik? Gerçeğin Peşinde Bir Ömür

Berrin Özen’in tercihleri incelendiğinde, rastgele bir bölüm seçmediği açıkça görülüyor. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü hedeflemesi, aslında toplumu anlama ve olayların arka planını sorgulama arzusunun bir sonucu. Kendi hayatındaki ‘neden’ ve ‘niçin’ sorularını yıllarca sormak zorunda kalan birinin, meslek olarak ‘hakikati arama’ disiplinini seçmesi tesadüf olamaz. Özen, sadece bir diploma peşinde değil; toplumsal olayları, siyasi tarihi ve insan psikolojisini akademik bir süzgeçten geçirerek kendi hayat hikayesini yeniden kurguluyor.

Aileden Gizli Atılan İmza ve Gelen Birincilik

Pek çok kişi için emeklilik hayallerinin kurulduğu 54 yaşında, eşine ve çocuklarına dahi haber vermeden üniversite sınavlarına başvurması, Özen’in karakterindeki bağımsızlık tutkusunu ele veriyor. Bu hamle, çevresindeki ‘yapamazsın’ ya da ‘bu yaştan sonra ne gerek var’ bariyerlerini aşmak için yapılmış profesyonel bir manevra. Sınav sabahına kadar sırrını saklaması, başarısızlık ihtimalinden ziyade, müdahale edilmemiş bir başarıya sahip olma isteğinden kaynaklanıyor. Bugün gelinen noktada, 4. sınıf öğrencisi olarak sınıf birinciliği için yarışması, bu işin sadece bir hobi olmadığını, aksine yarım kalmış bir potansiyelin patlaması olduğunu kanıtlıyor.

Geçmişle Hesaplaşma: Bir Diplomanın Psikolojik Yükü

Meselenin en derin boyutu ise babasıyla olan sessiz savaşı sonlandırması. Özen, üniversiteyi kazanarak aslında babasına en anlamlı cevabı verdi. Aralarındaki ‘duygusal barışın’ bu başarıyla mühürlenmesi, eğitimin sadece bir kariyer basamağı değil, aynı zamanda aile içi travmaların iyileştirilmesinde ne kadar güçlü bir araç olduğunu gösteriyor. Mezuniyet sonrası hedeflediği yüksek lisans süreci ise, Özen’in öğrenme sürecini bir varoluş biçimi haline getirdiğini simgeliyor. Bu başarı, ‘idealist bir kadının’ sosyolojik engelleri aşarak kendi hikayesinin tek yazarı olma çabasının en somut örneği olarak karşımızda duruyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir