24 Şubat 2022 tarihinde Moskova’nın “yıldırım harekâtı” parolasıyla başlattığı Ukrayna işgali, bugün itibarıyla dördüncü yılını geride bıraktı. Tam 1461 gündür devam eden bu yıkıcı süreç, sadece iki ülke arasındaki bir sınır çatışması olmaktan çıkıp, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’nın gördüğü en büyük trajedilerden biri haline geldi. Rusya Lideri Vladimir Putin, Ukrayna’daki hedeflerine ulaşmadan geri adım atmayacağını yinelerken, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ise bağımsızlık mücadelesinde asla pes etmeyeceklerini ve topraklarından vazgeçmeyeceklerini vurguluyor.
Gostomel’den Siper Savaşlarına: Planlanan ve Gerçekleşen
Moskova’nın başlangıçtaki hesabı, Kiev yakınlarındaki Gostomel Askeri Havalimanı’na yapılacak bir elit komando çıkarmasıyla hükümeti birkaç gün içinde devirmekti. Ancak Ukrayna ordusunun direnişi, bu planı tarihin tozlu raflarına kaldırdı. Savaşın henüz ilk haftalarında yaşanan zayiatın büyüklüğü, çatışmaların boyutunu gözler önüne serdi. Bugün gelinen noktada, yüz yüze çarpışmaların yerini büyük ölçüde insansız hava araçları (dron) ve teknolojik muharebeler almış durumda. Cephe hattı, 1200 kilometrelik devasa bir şeritte kilitlenmiş vaziyette ve her iki taraf da stratejik üstünlük kurmak için doğayı ve şehirleri adeta birer enkaza çeviriyor.
Ukrayna, coğrafi olarak Avrupa’nın en geniş tarım alanlarına ve stratejik nehir havzalarına sahip bir ülkedir. Ancak bu doğal zenginlikler, son dört yılda ağır bombardımanlar ve altyapı saldırılarıyla büyük zarar gördü. Özellikle 2025 kışı, elektrik altyapısının hedef alınmasıyla Ukrayna halkı için İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en zorlu sınav oldu. Uluslararası hukuk çerçevesinde, sivil altyapının hedef alınması ciddi bir ihlal teşkil etmektedir. Türkiye’de de olduğu gibi, savaş durumlarında adli tıp süreçleri ve kimlik tespiti çalışmaları (DNA analizleri, otopsi raporları), uluslararası insancıl hukukun bir gereği olarak titizlikle takip edilir. Bu süreçler, gelecekteki olası yargılamalar için kanıt niteliği taşımaktadır.
Ağır İnsani Bilanço ve Küresel Barış Görüşmeleri
Amerika merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin verileri, savaşın dehşet verici boyutunu kanıtlıyor. Rusya tarafında 325 bini ölü olmak üzere 1 milyon 200 bin, Ukrayna tarafında ise 140 bini ölü olmak üzere 600 bin askerin kaybedildiği tahmin ediliyor. Bu rakamlar sadece askerlerle sınırlı değil; 32 binden fazla sivil hayatını kaybederken, 10 milyondan fazla Ukraynalı mülteci durumuna düştü. Birleşmiş Milletler raporlarına göre bu durum, yüzyılın en büyük göç dalgalarından birini tetikledi ve demografik yapıyı kalıcı olarak değiştirdi.
Gözler şimdi 26 Şubat’ta Cenevre’de yapılması planlanan dördüncü ABD-Ukrayna-Rusya üçlü müzakerelerinde. Donald Trump’ın “savaşı 24 saatte bitirme” vaadi henüz karşılık bulmamış olsa da, diplomatik baskıların artması bekleniyor. Doğa dostu bir aktivist gözüyle bakıldığında, her patlayan mühimmatın sadece can almadığı, aynı zamanda toprağı ve suyu zehirleyerek gelecek nesillerin yaşam hakkını da çaldığı unutulmamalıdır. Barış, sadece silahların susması değil, yaşamın ve doğanın yeniden inşası anlamına gelecektir. Bu büyük insani yıkımın son bulması için uluslararası toplumun vicdanlı ve kararlı bir duruş sergilemesi her zamankinden daha kritiktir.






