Bölgede Nefesler Tutuldu: Trump Sabrının Sonunda
Dünya yine diken üstünde, sokakta herkesin gözü kulağı telefonlarda. ‘Savaş mı çıkacak, barış mı gelecek?’ diye birbirine sorup duruyor millet. ABD Başkanı Donald Trump, aylardır süren ve bölgeyi adeta bir barut fıçısına çeviren gerginlikte kartlarını bir kez daha masaya vurdu. ABD merkezli Axios’un geçtiği bilgilere göre Trump, İran’a ‘işlerinizi yoluna koyun’ diyerek son bir şans tanıdı. Ama bu şans öyle ucu açık bir süreç değil; sadece 3 ya da 5 gün. Yani bir nevi ‘ya masaya oturursunuz ya da olacaklara razı gelirsiniz’ diyor.
Sokaktaki vatandaşın anlayacağı dille söylersek; Trump’ın sabrı taşmış durumda. ABD tarafı, İran’dan tutarlı ve ne istediği belli olan bir karşı teklif bekliyor. Ancak bu sürenin sonunda bir anlaşma çıkmazsa, askıya alınan saldırıların ve ablukanın çok daha şiddetli bir şekilde geri döneceği konuşuluyor. Yetkililer, Trump’ın bu sefer ‘süresiz ateşkes’ diye bir seçeneği masada tutmadığını açıkça belirtiyor. Bu 5 günlük süre, aslında bölgedeki milyonlarca insanın kaderini belirleyecek kadar kritik.
Tahran’da Kimin Eli Kimin Cebinde Belli Değil
Peki, İran tarafında durum ne? İşte asıl karmaşa burada başlıyor. Axios’un sızdırdığı raporlara göre Tahran’da tam bir kaos hakim. Yeni lider Mücteba Hamaney’in derin sessizliği, sadece Washington’ı değil, bizzat İran ordusunu da çileden çıkarmış durumda. Habere göre, İran ordusu ile müzakereciler arasında korkunç bir kopukluk var. Kimin kime emir verdiği, kimin hangi masada neyi savunduğu belli değil. Sahadaki komutanlar saldırı beklerken, diplomatlar Pakistan üzerinden mesaj göndermeye çalışıyor ama hepsinin ucu ‘yanıt vermeyen’ o sessiz lidere çıkıyor.
İsrail ve Pakistanlı yetkililer de bu sessizliğin hayra alamet olmadığını düşünüyor. Pakistan tarafı, Hamaney’in birkaç gün içinde bu suskunluğunu bozması için bastırıyor. Eğer İran’ın en tepesindeki isim net bir talimat vermezse, Trump’ın tanıdığı o 5 günlük süre boşa akıp gidecek. Bu da demek oluyor ki, diplomatik yollar tamamen kapandığında geriye sadece silahların konuştuğu bir senaryo kalacak.
Savaşın Fitili Nasıl Ateşlendi?
Şöyle bir geriye dönüp bakarsak, aslında bu noktaya bir günde gelmedik. Her şey 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı operasyonlarla alevlendi. Bölge bir anda yangın yerine döndü. Ardından Nisan ayının başında Pakistan devreye girdi de bir nefes alabildik. 8 Nisan’da sağlanan iki haftalık geçici ateşkes, aslında herkese bir umut vermişti. 11 Nisan’da İslamabad’da kurulan masadan bir uzlaşma çıkar diye bekledik ama nafile; görüşmeler fiyaskoyla sonuçlandı.
Şimdi gelinen noktada Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Mareşal Asım Münir’in ricasıyla ateşkese son bir ‘uzatma’ verdi. Orduya ‘hazır olun’ talimatı çoktan gitti, abluka devam ediyor. Eğer o beklenen ‘aklı başında’ teklif gelmezse, dünya 22 Nisan sonrasında çok daha karanlık bir tabloya uyanabilir. Sokaktaki adamın öfkesi de korkusu da bundan; belirsizlik can sıkıyor ama görünen o ki dananın kuyruğu bu hafta kopacak.






