Diplomasi masası devrildi, namlular doğrudan Tahran’ın kalbine çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürüttüğü gerilim hattında çıtayı öyle bir noktaya taşıdı ki artık mesele sadece ekonomik ambargolar değil, doğrudan nokta operasyonlar ve infaz senaryoları. Trump’ın ‘kısıtlı saldırı’ diyerek açık kapı bıraktığı o karanlık senaryo, aslında Ortadoğu’nun haritasını ve güç dengelerini kökten sarsmaya aday. Masadaki en radikal seçenek ne mi? Pentagon’un Trump’ın önüne koyduğu dosyada, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve oğlu Mücteba’nın doğrudan hedef alınması yer alıyor. Bu hamle, sadece askeri bir saldırı değil, İran devlet aklına yönelik topyekûn bir imha girişimi anlamını taşıyor.
Suikast Diplomasisi ve 15 Günlük Mühlet
Trump, Tahran yönetimine ‘adil bir anlaşma’ için tam 15 günlük bir mühlet tanıdı. Ancak bu, uluslararası ilişkiler dilinde bir müzakere çağrısından ziyade, açık bir teslimiyet ültimatomu. Eğer İran bu kısa süre zarfında Beyaz Saray’ın istediği şartlara boyun eğmezse, ABD’nin nükleer tesisleri vurmaktan ziyade doğrudan rejimin tepesini felç edecek suikastlara girişmesi bekleniyor. Axios’un sızdırdığı bilgilere göre, Trump yönetimi İran’ın sembolik düzeyde uranyum zenginleştirmesine ‘müsaade’ etmeyi bile bir lütuf olarak sunuyor. Ancak bu ‘taviz’ gibi görünen öneri, masadaki suikast tehdidinin gölgesinde bir yemden ibaret. Trump, İran’ı içeriden çökertmek ve hiyerarşiyi panik içinde bir hataya zorlamak için psikolojik savaşı en üst perdeden yürütüyor.
Uçak Gemileri Yolda: Bölge Ateş Çemberinde
Sahadaki askeri hareketlilik, Washington’un bu kez blöf yapmadığını kanıtlıyor. ABD’nin denizlerdeki en büyük kozu olan USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Cebelitarık’ı geçerek Doğu Akdeniz’e, yani ateş hattına giriş yaptı. Bu devasa çelik yığını bölgeye sadece ‘gözdağı’ için gelmiyor; olası bir operasyonda İran’ın hava savunma sistemlerini tek bir hamlede felç edecek stratejik bir yumruk olarak konumlandırılıyor. Eş zamanlı olarak ABD’nin Katar ve Bahreyn’deki kritik üslerinden yüzlerce askerini tahliye etmesi, yaklaşan fırtınanın en somut habercisi. Beyaz Saray, olası bir misilleme saldırısında personel zayiatını sıfıra indirmek için satranç tahtasını titizlikle temizliyor.
İran tarafı ise köşeye sıkışmış bir dev gibi hamle yapmaya çalışıyor. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ‘günler içinde bir taslak sunacağız’ şeklindeki açıklaması, Tahran’ın askeri bir yıkımdan duyduğu derin endişeyi ele veriyor. Ancak Trump’ın ‘her an saldırabilirim’ dediği ve parmağının tetikte olduğu bir denklemde, diplomatik nezaketlerin artık hiçbir hükmü kalmadı. Bölge, tarihinin en kritik ve belki de en kanlı 15 gününe girmiş durumda. Eğer Tahran bu satrançta yanlış taşı oynarsa, sonuçları sadece İran için değil, tüm dünya enerji piyasaları ve jeopolitiği için geri dönülemez bir yıkım olacak.






