Trump’ın Çekilme Talebi Tel Aviv’de Karşılık Bulmadı
ABD Başkanı Donald Trump, imzalanan ateşkes mutabakatları çerçevesinde İsrail ordusunun Suriye, Lübnan’ın güney kesimleri ve Gazze Şeridi’nde kontrol altında tuttuğu topraklardan çekilmesini talep etti. Beyaz Saray’ın bu çağrısına henüz resmi bir yanıt vermeyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, işgal altındaki bölgelerin geleceğini Washington’da Trump ile gerçekleştireceği yüz yüze görüşmede masaya yatıracak. Netanyahu’nun bu kritik ziyaret öncesindeki açıklamaları, İsrail’in bölgedeki işgal politikasından kolay kolay geri adım atmayacağını gösteriyor.
Geçtiğimiz hafta boyunca açıklamalarda bulunan Netanyahu, işgal altındaki alanlardan çekilmeye niyetleri olmadığını belirtti. Hükümetin sağ kanadını temsil eden Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Savunma Bakanı Yisrael Katz da yaptıkları ayrı açıklamalarda, ordunun mevcut konumlarından geri çekilmesine yönelik herhangi bir planlama yapılmadığını vurguladı.
Washington Zirvesi Öncesinde İki Müttefik Arasında Gerilim
Trump, görüşme öncesinde gönderdiği mesajlarda, İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Hamas ile yürütülen müzakereler kapsamında işgal ettiği toprakları terk etmesi gerektiğini net bir dille ifade etti. Trump’ın bu talebi hakkında doğrudan yorum yapmaktan kaçınan Netanyahu, ABD kanadından gelen çağrıları geri çevirerek operasyonları sürdürme kararlılığında olduklarını ifade etti.
İsrail basınında yer alan analizlerde, Netanyahu ve kurmaylarının savaşa devam etme yönünde fikir birliğine vardığı öne sürüldü. Başbakan’ın Washington ziyaretinde Trump’ın çekilme talebini doğrudan reddedeceği belirtiliyor. İsrail hükümetinin bu olumsuz tavrı, ABD’nin imzalanması için yoğun diplomasi yürüttüğü ateşkes anlaşmalarını tehlikeye atabilir. İki ülke arasında zaten hassas bir zeminde ilerleyen ilişkilerin, bu kritik buluşmanın ardından ciddi bir diplomatik krizle karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor.
27 Ekim Genel Seçimleri Öncesi Koalisyon Çıkmazı
Netanyahu liderliğindeki hükümetin işgal politikasında ısrarcı davranması, ülkede yaklaşan genel seçim süreciyle de paralellik gösteriyor. 2023 yılından bu yana kesintisiz süren çatışmaların ekonomi üzerindeki ağır faturası ve güvenlik kaygıları nedeniyle yaşanan nüfus göçü, 27 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde hükümeti zor durumda bıraktı. Netanyahu’nun partisi Likud, anketlerde halen ilk sırada yer alsa da iktidar koalisyonunun mecliste çoğunluğu kaybetme riski bulunuyor. Muhalefet kanadının hiçbir koalisyon üyesiyle ortaklık yapmayacağını açıklaması, İsrail’de iktidar değişimini en güçlü ihtimaller arasına soktu.
Netanyahu’nun Trump’ın taleplerine karşı direnç göstermesi, seçim öncesi aşırı sağcı ve milliyetçi seçmen tabanını konsolide etme çabası olarak yorumlanıyor. Seçim anketleri, mevcut koalisyonun hükümet kurmak için gerekli olan 61 sandalyelik parlamento çoğunluğunu elde etmekte zorlanacağını ortaya koyuyor.
Gazze Şeridi’nde Sınırlı Yetkiyle Görev Yapacak Uluslararası Güç
Kanal 13’ün haberine göre, İsrail hükümeti, Trump’ın ordunun çekilmesini istediği Gazze Şeridi’ne Uluslararası İstikrar Gücü’nün (ISF) konuşlandırılmasına onay verdi. Ancak Tel Aviv yönetimindeki kaynaklar, Hamas tamamen silahsızlandırılana ve bölgeden uzaklaştırılana kadar İsrail ordusunun ‘Sarı Hat’ üzerindeki denetimini sürdüreceğini ve geri çekilmenin söz konusu olmayacağını belirtiyor.
İsrail basınında konuşan üst düzey kaynaklar, mevcut aşamada ISF bünyesinde sadece Uganda ve Fas gibi İsrail ile diplomatik ilişkileri iyi olan ülkelerden yaklaşık 200 temsilcinin yer aldığını aktardı. Kabinenin uluslararası güçlere yasal koruma sağlayan dokunulmazlık düzenlemesini onayladığı ancak bu güçlerin sadece İsrail ordusunun işgal alanı dışındaki bölgelerde ve askeri komuta kademesiyle tam koordinasyon içinde faaliyet gösterebileceği belirtildi.
Uluslararası güçlerin ülkeye giriş yetkisi ise Başbakan, Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın ayrı ayrı onayına bağlandı. İsrail, görev alacak güçlerin yalnızca kendisiyle barış anlaşması bulunan ve uluslararası mekanizmalarda Tel Aviv aleyhine faaliyet yürütmeyen devletlerden seçileceğini duyurdu.
Ateşkes Sonrası Gazze’deki İnsani Durum
Gazze’de 10 Ekim 2025 tarihinde ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesine karşın İsrail ordusunun abluka ve yıkım faaliyetleri hız kesmedi. Bölgenin yaklaşık yüzde 70’lik bölümünü kontrol altında tutan İsrail, Filistinli nüfusu toplam yüzölçümünün yüzde 30’undan daha küçük bir alana sıkıştırmış durumda. Uluslararası insan hakları örgütleri, süregelen abluka nedeniyle gıda, ilaç ve yakıt tedarikinde çok büyük sıkıntılar yaşandığını bildiriyor. İsrail’in uluslararası güce getirdiği katı koordinasyon kuralları ve sınırlamalar da insani yardım operasyonlarının etkinliğini kısıtlıyor.
Knesset Seçimleri İçin İttifak Arayışları Hız Kazandı
Seçim sistemi gereği İsrail’de partiler doğrudan liderler yerine ortak listelerle yarışıyor. Likud Partisi’ni 27 yıldır yöneten Netanyahu, 12. kez seçim kampanyası yürütüyor. Ancak koalisyon ortaklarından dindar Haredi kesiminin genç dindar erkekler için askerlik muafiyeti istemesi kamuoyunda tepki çekerken, aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi’nin yüzde 3,25’lik seçim barajının altında kalma tehlikesi bulunuyor.
Muhalefet cephesinde ise eski Başbakan Naftali Bennett, eski Başbakan Yair Lapid’in partisiyle güçlerini birleştirerek ‘Birlikte’ adı altında ortak bir liste oluşturdu fakat bu ittifak anketlerde henüz beklenen sıçramayı yapamadı. Diğer yandan eski genelkurmay başkanı Gadi Eisenkot’un Eylül 2025’te kurduğu Yashar Partisi ise oylarını istikrarlı bir şekilde artırarak Likud’un en ciddi rakibi haline geldi. 120 sandalyeli meclise girmek için partilerin yüzde 3,25 barajını aşması gerekirken, seçim sonrası koalisyon müzakerelerinin haftalarca sürebileceği öngörülüyor.
Kaynak: Hürriyet






