Diplomasi Masasında Tehlikeli Satranç
Ortadoğu’da dengeler bir kez daha sarsılıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin hafta sonu sunduğu üç aşamalı yeni teklif, aslında bir iyi niyet göstergesinden çok, Tahran’ın sıkıştığı köşeden çıkış manevrası olarak okunmalı. Wall Street Journal tarafından sızdırılan bu plan, sadece bir ateşkes değil, küresel enerji koridoru olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün yeniden paylaştırılmasını hedefliyor. Bölgedeki askeri hareketliliğin gölgesinde gelen bu diplomatik hamle, Washington ve Tel Aviv hattında şüpheyle karşılandı.
Üç Aşamalı Planın Perde Arkası
Tahran’ın masaya koyduğu formül oldukça katmanlı ve stratejik bir derinliğe sahip. İlk aşamada, ABD ve İsrail’in savaşı tamamen bitirmesi ve bir daha saldırılmayacağına dair geri dönüşü olmayan garantiler vermesi isteniyor. Ancak asıl kritik nokta ikinci aşamada gizli: Hürmüz Boğazı krizinin çözülmesi ve İran limanlarına uygulanan deniz ablukasının derhal kaldırılması. Tahran yönetimi, boğaz üzerindeki stratejik üstünlüğünü bir pazarlık kozu olarak kullanarak, ekonomisini boğan prangadan kurtulmayı amaçlıyor. Üçüncü aşamada ise nükleer program ve vekil güçler gibi asıl kriz noktalarının müzakere edilebileceği belirtiliyor. Bu sıralama, Batılı başkentlerde “önce taviz koparma, sonra belirsiz vaatler verme” stratejisi olarak yorumlanıyor.
İsrail ve Trump Neden Mesafeli?
İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nden Raz Zimmt’in analizi, meselenin sadece bir savaşın bitirilmesi olmadığını netleştiriyor. Zimmt’e göre, savaşın sıcaklığı altında bile çözülemeyen nükleer sorununu, barış ortamında müzakere masasında çözmek neredeyse imkansız. Washington cephesinde ise Başkan Donald Trump’ın bu tekliften hiç de memnun olmadığı sızan bilgiler arasında. Trump, mevcut şartlar altında bir anlaşmanın kendisini “zafer kazanmış lider” pozisyonundan uzaklaştıracağını ve İran’ın nükleer hedeflerini sadece ileri bir tarihe erteleyeceğini düşünüyor. Özellikle Marco Rubio’nun sert çıkışı, ABD yönetimindeki şahin kanadın Tahran’ın bu manevrasına “zaman kazanma sanatı” gözüyle baktığını kanıtlıyor.
Tahran’ın Aşil Topuğu: Mutfaktaki Yangın
Bu ani barış atağının arkasındaki asıl itici güç, cephedeki kayıplardan ziyade içerideki ekonomik çöküşün eşiğine gelinmiş olması olabilir. New York Times’ın İranlı yetkililere dayandırdığı raporlar, ülkedeki temel gıda stoklarının tükenme noktasına geldiğini gösteriyor. 13 Nisan’dan bu yana uygulanan sıkı abluka, İran’ın nefes borusunu kesmiş durumda. Hazar Denizi üzerinden Rusya ile kurulan lojistik köprüler veya Türkiye üzerinden geçen kara koridoru, deniz yoluyla yapılan sevkiyatın yerini tutmaya yetmiyor. Halkın temel ihtiyaçlarına erişemediği bir ortamda, Tahran rejiminin hayatta kalma içgüdüsüyle masaya oturduğu gerçeği, analizlerin merkezine yerleşiyor. Önümüzdeki birkaç gün, bölgenin ya yeni bir diplomasi dönemine gireceğini ya da ablukanın daha da sertleşeceği bir kaos sürecine evrileceğini gösterecek.






