Kremlin’in Sır Odasından Sızan Dev Bütçe
Rusya’nın başkenti Moskova’da, kamuoyundan gizli yürütülen devasa bir bütçeye sahip bilimsel operasyonun detayları gün yüzüne çıktı. Amerika merkezli Wall Street Journal gazetesinin sızdırdığı belgelere göre, Kremlin yönetimi insan ömrünü uzatmak ve yaşlanmayı tamamen durdurmak amacıyla tam 26 milyar dolarlık bir bütçeyi gözden çıkardı. Devlet politikası haline getirilen bu program, gen terapilerinden laboratuvarda yapay organ üretimine kadar çok geniş ve sıra dışı teknolojileri kapsıyor.
Projenin fitilini ateşleyen gelişme ise geçmişte Pekin’de gerçekleşen bir zirvede yaşandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping arasında geçen ve mikrofonlara kazara yansıyan organ yenileme sohbeti, bu devasa bütçeli projenin ilk somut kanıtı olarak kabul ediliyor. Rusya Bilim Bakanlığı yetkilileri, özellikle hücresel yaşlanmayı bloke edecek gen terapileri üzerinde yoğunlaştıklarını resmen doğruladı.
Yapay Organlar ve 2030 Hedefi
Proje kapsamında Rus bilim insanları iki kritik teknolojiye odaklanmış durumda. Bunlardan ilki, canlı hücrelerin 3D yazıcılar vasıtasıyla basılarak dokuya dönüştürülmesini sağlayan biyobaskı teknolojisi. İkincisi ise insan genetiğine en yakın canlılardan biri olarak kabul edilen mini domuzların bünyesinde yedek organ yetiştirme çalışmaları olarak bilinen ksenotransplantasyon. Hedef, 2030 yılına kadar hasarlı insan organlarının laboratuvarda üretilen yenileriyle ikame edilmesini sağlamak.
Bu milyarlık projenin yönetim şeması da dikkat çekici isimlerden oluşuyor. Çalışmaların merkezinde, Putin’in tıp dünyasında tanınan endokrinolog kızı Maria Vorontsova yer alıyor. Genetik araştırmaları bizzat denetleyen Vorontsova’ya, Sovyet döneminden bu yana nükleer ve fizik araştırmalarının kalesi konumundaki Kurçatov Enstitüsü’nün başkanı Mihail Kovalçuk eşlik ediyor.
Bilim Dünyasında Yükselen Şüphe Sesleri
Kremlin’in bu iddialı hedefleri, uluslararası bilim camiasında büyük bir kuşkuyla karşılanıyor. Rusya’da biyobaskı alanında öncü çalışmalara imza atan ancak Ukrayna savaşının ardından ülkeyi terk eden bilim insanı Alexander Ostrovskiy, projeye dair ciddi eleştiriler yöneltti. Ostrovskiy, küresel bilimsel yayınlarda yer almayan hiçbir sonucun gerçek kabul edilemeyeceğini vurguladı. Batı ambargoları nedeniyle Rus bilim dünyasının tamamen izole edildiğini belirten uzmanlar, dış dünyayla bağları kopan bir yapının böylesi bir devrim yapmasının zor olduğunu savunuyor.
Geçmişin Başarısız Mirası ve Acı Gerçekler
Rusya coğrafyasında ölümü yenme arzusu aslında yeni bir olgu değil. Geçmişte Sovyetler Birliği döneminde de benzer projeler denenmişti. 1920’lerde Alexander Bogdanov gençleşmek amacıyla kendine kan nakli yaparken hayatını kaybetmiş, 1930’larda ise Josef Stalin’in büyük destek verdiği Dr. Bogomolets insanların 150 yıl yaşayabileceğini savunmuş ancak kendisi henüz 65 yaşındayken hayata gözlerini yummuştu.
Bugün gelinen noktada, Rusya gelişmiş ülkeler arasında en düşük ortalama yaşam sürelerine sahip ülkelerden biri olmaya devam ediyor. Ülkede erkeklerin ortalama yaşam süresi 68 yıl sınırında kalırken, batılı ülkelerde bu oran 80 yılın üzerine çıkıyor. Milyarlarca dolarlık bütçelere ve gizli laboratuvarlara rağmen, biyolojik gerçekler Kremlin’in önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Kaynak: Hürriyet






