ABD Ordusunda Kritik Stok Sıkıntısı Baş Gösterdi
Washington ile Tahran hattında tansiyon yükselirken, ABD’nin askeri gücüne dair çarpıcı bir iddia dünya gündemine oturdu. Washington Post’a açıklamalarda bulunan ve Beyaz Saray’daki iç görüşmelere yakın olduğu belirtilen bir Amerikalı yetkili, Pentagon’un İran’a karşı uzun soluklu veya topyekûn bir savaşı sürdürecek miktarda füze ve mühimmat rezervine sahip olmadığını ileri sürdü.
Söz konusu yetkili, özellikle hava savunma bataryalarında tercih edilen önleyici füzeler ile uzun menzile sahip hassas güdümlü mühimmat depolarındaki hızlı düşüşün, ABD’nin yeni askeri planlamalarını doğrudan sekteye uğratacak boyuta ulaştığını kaydetti. Yetkili, mevcut kaynakların operasyonları güvenli biçimde devam ettirmeye yetmeyeceğini ve bu durumun Beyaz Saray yönetimi tarafından tam olarak analiz edilemediğini iddia etti.
Pentagon’da Küresel Taahhütlerin Yarattığı Baskı
Savunma Bakanlığı bünyesinde son dönemde gerçekleştirilen stratejik analizlerde, yalnızca İran odaklı planların değil, küresel çaptaki diğer askeri yükümlülüklerin de mühimmat depolarını zorladığı vurgulandı. Uzmanlar ve askeri yetkililer, modern savaş konseptinde hava savunma sistemleri ile hassas güdümlü mühimmatın kritik önemde olduğunu, yerel üretim hızının mevcut tüketimi karşılayamaması durumunda operasyonel sınırların daralabileceğini ifade ediyor.
Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD’nin yıllar boyunca inşa ettiği savaş stoklarının ciddi şekilde eridiğini dile getirdi. Başbuğ, Washington’ın İsrail’e sağladığı yoğun askeri yardımlar sebebiyle milyarlarca dolarlık mühimmatı bu rezervlerden harcadığını, benzer bir mühimmat krizinin Avrupa ülkelerinde de baş gösterdiğini belirtti. Özellikle Ukrayna’ye verilen destek sonrası Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini sorguladığını ve üretimin eski seviyelere dönmesinin 8 ila 10 yılı bulabileceğini ekledi.
Trump Yönetimi Bölgedeki Askeri Gücünü Takviye Ediyor
Mühimmat stoklarındaki bu tartışmalara rağmen Donald Trump yönetiminin Orta Doğu’daki askeri konuşlandırmalarını artırdığı gözleniyor. New York Times’ın askeri kaynaklara dayandırdığı habere göre, ABD ordusu Avrupa’daki üslerinden Orta Doğu’ya ek savaş uçakları sevk etti. Bu kapsamda Almanya’dan F-16 ve İngiltere’den F-35 savaş uçakları ile havadan yakıt ikmal uçaklarının bölgeye gönderildiği öğrenildi.
Söz konusu askeri sevkiyat planlarının, İran’ın Ürdün’deki Amerikan üssüne gerçekleştirdiği saldırıdan önce tasarlandığı ifade edildi. ABD yönetiminin, İran sınırları içerisindeki stratejik köprüleri, enerji altyapı tesislerini ve askeri üsleri hedef alabilecek kapsamlı operasyon alternatifleri üzerinde çalıştığı iddialar arasında yer aldı.
Ürdün’deki Üs Saldırısı ve Bölgesel Misillemeler
Bölgedeki gerilimi tırmandıran en somut olay ise Ürdün’deki ABD askeri üssüne düzenlenen saldırı oldu. Pentagon, saldırıda hayatını kaybeden iki askerin kimliğini Hawaii’den 25 yaşındaki Teğmen Tyler James Feehan ve Texas’tan 19 yaşındaki Er Isabella Gonzales olarak açıkladı. Wall Street Journal’ın haberine göre, İran’a ait üç füze üssün hava savunmasını aşarak askerlerin barındığı prefabrik alanları, spor salonunu ve boş bir hangarı vurdu.
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) uzmanı Dr. Çağatay Balcı, İran’ın Ürdün’deki üsleri hedef almasını, savaşı bölgeselleştirme tehdidinin bir ilanı olarak yorumladı. Balcı, ilerleyen süreçte Hürmüz ve Basra Körfezi eksenli bir amfibi harekât gerçekleşebileceği öngörüsünde bulundu.
İran Devrim Muhafızları ise Bahreyn ve Ürdün’deki askeri noktalara yönelik füze ve İHA operasyonları düzenlediklerini açıklarken, Bahreyn yönetimi hava seyrüsefer sistemlerinin hedef alındığını duyurdu. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’nin adımlarının sonuçlarına katlanması gerektiğini belirtirken; İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi arabulucular vasıtasıyla yeni teklifler aldıklarını, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Tahran ile müzakerelere açık olduklarını beyan etti.
Kaynak: Hürriyet






