İran’ın yurt dışında çeşitli banka ve finans kuruluşlarında dondurulmuş halde bulunan ve yaklaşık 100 milyar dolara ulaştığı iddia edilen varlıkları, Tahran yönetiminin ekonomik krizle mücadelesinde stratejik bir başlık olmayı sürdürüyor. ABD yaptırımları ve uluslararası hukuki süreçler nedeniyle erişilemeyen bu fonlar; Çin, Irak, Hindistan ve Güney Kore gibi ülkelerde bloke edilmiş durumda bulunurken, uzmanlar bu kaynakların serbest kalmasının İran ekonomisi üzerindeki olası etkilerini teknik boyutlarıyla değerlendiriyor.
Varlıkların Serbest Kalması ve Enflasyon Etkisi
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacısı Oral Toğa, Tahran yönetiminin öncelikli hedefinin yaklaşık 24 milyar dolarlık kaynağa kademeli olarak erişim sağlamak olduğunu belirtiyor. Toğa’ya göre, Merkez Bankası rezervlerinin nominal olarak 34 milyar dolar seviyesinde olduğu bir tabloda, 12 ile 24 milyar dolar arasındaki taze döviz girişi piyasaya geçici bir likidite sağlayabilir. Ancak uzman, bu durumun yüzde 40 seviyesindeki enflasyonu kalıcı olarak düşürmeyeceğini, çünkü enflasyonun temel nedeninin bütçe açığının para basılarak kapatılması olduğunu vurguluyor.
Küresel Bankacılık Sistemindeki Coğrafi Dağılım
İran’ın dondurulmuş varlıklarının en büyük diliminin, 20 ile 50 milyar dolar arasındaki tahminlerle Çin’de bulunduğu değerlendiriliyor. Tahran’ın en büyük petrol müşterisi olan Pekin, ABD’nin dolar sistemi üzerindeki yaptırım gücü nedeniyle ödemelerin büyük kısmını bloke ederken, bu fonların bir kısmı sadece makine ve sanayi ekipmanı alımında kullanılabiliyor. Benzer şekilde, enerji ihracatından kaynaklanan 15 milyar dolarlık alacak Irak’ta, 7 milyar dolarlık bir kaynak ise Hindistan’da yaptırım kıskacında tutuluyor.
Yapısal Reform ve İstikrar Vurgusu
Oral Toğa, dondurulmuş varlıkların serbest kalmasının tek seferlik bir stok geliri olduğunu, kalıcı ekonomik iyileşme için petrol gelirlerinin normalleşmesi ve uluslararası bankacılık sistemine tam entegrasyon gerektiğini ifade ediyor. Varlık erişiminin genellikle nükleer uyum ve siyasi müzakerelere bağlı olarak ’emanet ve muafiyet’ temelinde parça parça gerçekleşebileceği, bu durumun ise yapısal büyümeden ziyade kısa vadeli bir döviz yastığı işlevi göreceği öngörülüyor.
Kaynak: Hürriyet






