Times Meydanı’nda Dijital ve Fiziksel Direniş
New York’un kalbi Times Meydanı, bugünlerde sadece reklam ışıklarıyla değil, yükselen bir toplumsal itirazla sarsılıyor. Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı ve Türkiye ile Azerbaycan’ı hedef alan sözde Ermeni soykırımı iddiaları, Amerika’da yaşayan Türk toplumunu ayağa kaldırdı. Bir teknoloji muhabiri olarak şunu net bir şekilde söylemeliyim: Sosyal medyanın dezenformasyon amacıyla ne kadar hızlı manipüle edilebildiğini bu olayda bir kez daha görüyoruz. Algı operasyonlarına karşı en büyük silahın fiziksel birliktelik ve dijital gerçeklik olduğunu kanıtlayan bir tabloyla karşı karşıyayız.
New York Belediye Başkanı’nın hiçbir tarihi belgeye dayanmayan, tamamen siyasi kaygılarla paylaştığı bu gönderiler, Türk-Amerikan sivil toplum kuruluşları tarafından anında fark edildi. Meydanda toplanan kalabalık, ellerinde bayraklarla ve pankartlarla bu haksız iddialara karşı tek ses oldu. Ancak protestoyu asıl etkili kılan unsur, meydan çevresinde dolaşan dev ekranlı minibüslerdi. Dijital çağın protesto biçimi olan bu araçlar, gerçekleri New York halkının gözleri önüne serdi.
Siyasi Algı Operasyonlarına Karşı Veriyle Mücadele
Dikkat etmemiz gereken en önemli nokta, bu tür asılsız iddiaların dijital platformlar üzerinden nasıl bir ‘bilgi kirliliği’ (information pollution) yarattığıdır. Mamdani’nin söylemleri sadece bir siyasi açıklama değil, aynı zamanda tarihsel gerçekleri dijital ortamda çarpıtma girişimidir. Türk toplumu bu duruma sadece sloganlarla değil, verilerle yanıt verdi. Times Meydanı’nda dolaşan reklam araçlarında, 1970’li ve 80’li yıllarda ASALA terör örgütü tarafından şehit edilen Türk diplomatların isimleri ve gerçek hikayeleri yansıtıldı.
Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi Başkan Yardımcısı Gökhan Doğan, yaptığı açıklamada meselenin ciddiyetine dikkat çekti. Doğan, bu tür yalan iddiaların her yıl aynı yöntemlerle piyasaya sürüldüğünü ve artık bu oyunun bir son bulması gerektiğini vurguladı. ‘Mamdani’nin bu oyuna dahil olması, Türk toplumunu derinden yaraladı’ diyen Doğan, konunun tarihçiler tarafından şeffaf bir şekilde çözülmesi gerektiği çağrısını yineledi. Bu noktada, dijital mecralarda yayılan her bilgiye doğrudan inanmamanın ve kaynak sorgulamanın ne kadar hayati olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
Birlik Olmanın Gücü ve Gelecek Adımlar
Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Gülay Aydemir ise yaptığı konuşmada, New York’ta yaşayan her bir vatandaşın bu süreçteki sorumluluğuna değindi. Aydemir, siyasi arenada daha güçlü temsil edilmemiz gerektiğini belirtirken, seçimlerde verilecek desteklerin bu tür haksız saldırıların önüne geçmede kilit rol oynayacağını hatırlattı. Vatandaşların bu tür manipülatif açıklamalara karşı uyanık olması ve toplumsal bir blok oluşturması gerekiyor.
Haberin en can alıcı kısımlarından biri de 16 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan Türk Günü yürüyüşüydü. Aydemir, tüm Türk toplumunu Madison Avenue ile 38. Street köşesinde buluşmaya davet etti. Bu tür etkinlikler, sadece birer yürüyüş değil, aynı zamanda dijital ve fiziksel dünyada Türk varlığının ve haklı davasının tescillenmesi anlamına geliyor. Unutmayın, bilgi savaşlarının yaşandığı bu çağda, gerçeklerin arkasında durmak ve organize olmak en büyük siber kalkanımızdır. Bu tür ‘oldubitti’ açıklamalarına karşı her zaman tetikte olmalı ve tarihin siyasi bir oyuncak yapılmasına izin vermemeliyiz.






