Ankara’nın Asya-Pasifik Stratejisi Ne Anlama Geliyor?
Türkiye, küresel satranç tahtasında Batı hegemonyasına meydan okurken, gözünü sessiz sedasız Asya-Pasifik’in yeni güç merkezlerine dikti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Bangladeş ziyareti, sıradan bir diplomatik temasın çok ötesinde stratejik bir hamledir. Seçimlerin ardından yeni bir döneme giren Bangladeş, Güney Asya’daki güç dengelerini kökten sarsacak bir potansiyele sahip. Ankara, bu potansiyeli erkenden görerek bölgedeki varlığını kalıcı kılmak istiyor.
Fidan’ın Asya-Pasifik turunun son durağı olan Bangladeş, sadece ekonomik bir ortak değil, aynı zamanda jeopolitik bir kilit taşıdır. Başbakan Tarık Rahman ve Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile yapılan üst düzey görüşmeler, iki ülke arasındaki ilişkilerin savunma sanayiinden ticarete kadar geniş bir yelpazede derinleşeceğinin sinyalini veriyor. Türkiye, savunma kapasitesini ve diplomatik gücünü kullanarak Bangladeş üzerinde derin bir nüfuz alanı inşa ediyor. Bu durum, bölgedeki geleneksel aktörlerin uykusunu kaçıracak cinsten bir gelişmedir.
Cox’s Bazar: İnsani Diplomasinin Görünmeyen Yüzü
Ziyaretin en kritik duraklarından biri, bir milyondan fazla Rohinga Müslümanına ev sahipliği yapan Cox’s Bazar mülteci kampları oldu. Türkiye; TİKA, Türk Kızılayı ve Diyanet Vakfı gibi kurumlarıyla sahada aktif bir şekilde yer alıyor. Ancak buradaki varlık sadece insani yardım olarak okunamaz. Türkiye, Batı’nın görmezden geldiği devasa bir insani krizi sahiplenerek yumuşak gücünü tahkim ediyor. Rohinga krizine kalıcı çözüm arayışı, Ankara’nın İslam dünyasındaki liderlik iddiasını ve küresel adalet söylemini somutlaştırıyor.
Küresel Güç Dengelerinde Bangladeş’in Rolü
Bangladeş Dışişleri Bakanı’nın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurul Başkanlığına seçilmesi, bu ziyaretin zamanlamasını daha da kritik hale getiriyor. Türkiye, BM koridorlarında güçlü bir müttefik kazanırken, Bangladeş de arkasına Ankara’nın askeri ve siyasi desteğini alıyor. Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği bu dönemde, iki ülkenin kurduğu bu güçlü ortaklık, geleceğin çok kutuplu dünyasında yeni bir ittifak modelinin habercisidir. Bu diplomatik hamle, ezberleri bozmaya adaydır.
Kaynak: Hürriyet






